Süryani halkının yangınlarına değilse de yüreklerine su serpemediğimiz için utanıyorum. Ülkemizin binlerce yıllık sahipleri olan Süryani halkı şahsında tüm yerli Hristiyanlara yapılan zulümden utanıyorum.

Herbole, Şırnak/ İdil’den sonra önce Mardin/ Deyrul Zafaran manastırına ait 700 zeytin ağacı yakıldı. Daha Deyrul Zafaran manastırının yangını sönmeden yine Süryani köyü olan Midin’de bağlar, bahçeler ve Tur İzlo (Bagog) dağlarının eteğinde bulunan 6 Süryani köyü;  Arkah, Kısmen Arbo ve Kafro köylerinde bağlar, tarlalar yakıldı. En son 3 Ağustos 2019’da Süryani köyü Badıbe kundakçılık yapılarak yakıldı. Kundakçıların çıkardığı yangınlar Süryanilere hem maddi hem manevi olarak çok zarar vermiştir. Süryanilerle birlikte Mardin coğrafyası da ülkemiz de iklim bozulmasından ötürü zarar görecek.

Kundakçıların yanı sıra Nusaybin ilçesinde Tur İzlo (Bagog) dağlarında 2 Ağustos’da başlayan askeri operasyonlar sonrası çıkan yangınlar da devam ediyor. Operasyonlar nedeniyle yangına köylülerin müdahale etmesine izin verilmiyor. Bagog’un Gıremira, Günyurdu, Odabaşı, Dağiçi, Sederi(Üçyol), Dibek ( Badibe) kırsal alanında yangının tüm gün boyunca devam ettiği bilgisi Mezopotamya ajansı tarafından medyaya verilmiştir. Bir yandan askeri operasyonlar diğer yandan kundakçılar Süryani köylerini küle çevirmiş durumda. Ayrıca son gelen bilgiler arasında İzbırak (Zaz) Köyünde de yangın çıkmıştır.

Hatırlarsanız 2015’de Deyrul Zafaran’ da yine Zeytin ağaçları yakılmıştı. 2015’de zeytinlikleri yakanların failleri bulunmazken bu gün yakılan yerlerin failleri de eminim ki yine faili meçhul olacaktır. 2015’deki yangınların failleri yargı önüne çıkarılsaydı/ ceza alsaydı bu günkü yangınlar olmazdı. Bu yangınlar o yüzden asla bir tesadüf değildir.

Deyrul Zafaran manastırı Mardin’in 4 kilometre doğusunda, şirin bir dağ yamacında, Mardin Ovasına hâkim bir noktada olmasına rağmen neden yangına anında müdahale edilmedi. Sözde sarhoşların çıkardığı bir yangın diye ilk basına servis edildi. Sonra Mardin B.B. İtfaiye raporuna göre kundaklandığına dair belge yayınlandı. Bu rapora göre manastıra 500- 1000 metre mesafede 3 farklı noktada yangın çıkması sarhoş işi olmadığı netleşti. Haberin detayı. https://www.gazeteduvar.com.tr/turkiye/2019/07/31/itfaiye-manastirin-agaclari-kundaklanmis-olabilir/

Amaç sadece manastırın zeytinliklerini yakmak mı yoksa İ.S. 5. Yüzyılda inşa edilen Manastıra hayatlarını adamış ruhanilere bir mesaj mı vermek? Yoksa Kadim Hıristiyanlara sistematik zulüm etmek mi amaçları?

Bu bir doğa katliamıdır. Bu bir talanın gelenekselleşmiş halidir. Bu bir sindirme politikasıdır. Bu Süryani halkını korkutup yerinden, yurdundan etme zihniyetidir. Bu ata topraklarında yerli Hıristiyanlara yaşam hakkı tanımayan anlayışların yansımasıdır. Bu halkların eşit bir şekilde yaşamasını sabote etme anlayışıdır. Bu Süryani halkını yalnızlaştırma politikasıdır. Bu Süryani komşuna verdiğin değerin dışa yansımasıdır.  Bu; çok dilli, çok kültürlü, çok dinli bir coğrafyanın tek tipleştirilmesidir. Bu bölgede barışın ve hoşgörünün sembolü olan bir halka savaş açmak demektir. Bu insanca ve bir arada yaşama balta vurmaktır. Bu faşizmdir.

Küllerinden doğan bir halkın coğrafyasını küle döndürmeye çalışanlaradır çığlığımız. Belki bir yerlerden bu yazım ellerine geçer de Süryanilere ait yerlerde yangınlar son bulur umarım. Katillerin, tecavüzcülerin, hırsızların korunduğu bir ülke de kundakçılar da korunur elbette.

Failleri bulunmayan, adalet önüne çıkarılmayan her yangın bir katliamdır.

Ülkede Hukuk gerektiği gibi işlemese de Mardin’de kundakçılık yapanlar bilsinler ki bundan tezi elinizi, kolunuzu sallayarak gezemeyeceksiniz. Halklar sizi mutlaka ama mutlaka yargılayacak bir gün. Kundakçılar yakalanmadığı,  yargı önüne çıkarılmadığı sürece devlet de yöre halkı da şaibe altında kalacaktır.

Soruyoruz Süryani halkı için bu ülkede neden Hukuk hayata geçirilmiyor?

Yaktığınız sadece bir zeytinlik, Bağ, Bahçe değil hayvanlar, doğa, iklim de cayır cayır yandı Turabdin’de.

Kundakçılar bilsinler ki korkutamayacaksınız.

Siz 700 Ağaç değil, bin, on bin ağaç yaksanız biz Süryani halkının taa Egeden/ İzmir’den, İstanbul’dan, Ankara’dan, Antakya’dan, Diyarbakır’dan, Mardin’den, Dersim’den, Avrupa’dan, Karadeniz’den dostları olarak yüz binlerce ağaç dikeceğiz ant olsun.

Süryaniler 1915’den bu güne değin kendi yaralarını kendileri sardılar.  Bu kez yaralarını hep birlikte saracağız. Ordular oluşturduk Süryani halkıyla dayanışmak için. Doğa ve insan katillerine karşı hep birlikte mücadele edeceğiz. Kampanyalar düzenleyeceğiz Süryani halkıyla dayanışmak için. Kaz Dağları, Hasan Keyf ve Nükleer santraller için ne kadar direniyorsak Süryani köylerindeki yangılar için de direneceğiz. Tur İzlo (Bagog) dağları yeniden yeşerecek fidanlarla. Süryani halkı yine bir gelin gibi salınacak 7 bin yıllık ata topraklarında. Bunları hayata geçirmeden ölüm bile yasak olacak bizim için.

Beni yangınlar değil de dost bildiğimiz halkların Süryani köylerindeki yangınlara duyarsız kalması yaktı. Medyanın duyarsız kalması yaktı. Yangınları söndürmek için bir çaba harcamamaları yaktı. Yanarım yanarım, süryani toprakları yanınca üç maymunu oynayan insanların duyarsızlığına yanarım.

Ekolojistler ve Çevre örgütleri söz konusu Süryani köyleri olunca neden medyada bu yangını görünür kılmadılar?

Silopi’de yaşayan tek Süryani Petrus Karatay’ın Silopi/Herbole’de kendinin ve Mardin’de halkının yaşadığı yangın felaketine karşı yaraları sarmak için her türlü katkıya hazır olduğunu yazmış sosyal medya üzerinden.

Ne acı!

Oysa Bölgede HDP, İnsan hakları derneği, Demokratik sivil toplum örgütleri ve Çevre örgütleri ilk yardıma koşanlar olmalıydı. Diyarbakır, Batman Ve Mardin barosunun gönüllü avukatları bu faili meçhul kundakçıların yargılanması için çaba göstermelidir. Yanan da yakılan da biziz. Bu dünya hepimizin. Süryanilerin düzmece mahkemelerle kaybettikleri yerleri şimdi yakarak mı alacaksınız?

Utanıyorum!

Süryani halkının yangınlarına değilse de yüreklerine su serpemediğimiz için utanıyorum. Ülkemizin binlerce yıllık sahipleri olan Süryani halkı şahsında tüm yerli Hristiyanlara yapılan zulümden utanıyorum. 1915’den beri zulüm gören Süryani halkına güven veremediğimiz için utanıyorum. Deyrul Zafaran manastırının zeytinlikleri yanarken sadece uzaktan seyredenler adına utanıyorum. Mor Gabriel manastırı davasında tarafsız bir yargılama olmadığı için utanıyorum. Mor Augin manastırı topraklarına el koyanların Süryanilerin yüreklerinde yaşattıkları acılardan utanıyorum. Kısacası Süryani halkına umut ekmediğimiz için bu ülkede hep utançlı yaşayacağız utançlı.

Ne zamanki karşının ateşi senin ateşin olacak işte o zaman insansın.

ZEYNEP TOZDUMAN

Yazarlar

Erzincan /Mercan Surbahan ve çevre köyleri bir zamanlar Ermeni yerleşim bölgeleriydi. Dersimli
Süryani halkının yangınlarına değilse de yüreklerine su serpemediğimiz için utanıyorum.
Günümüzde Aleviler dahil olmak üzere Batını Dinlerce sayılan/kullanılan ne kadar kavram va
Egemenler her dönem kendi egemenliklerini destekleyen, egemenliklerinin ideolojik kılıfı olara
Raa Haqi/Riya Heqi ya da Hakikat Yolu’nun Takipçileri, yani Kürt-Kızılbaş Aleviler, yani De
"Gurbet içinde gurbeti kanıksatmak isterler bize.. Kanıksamayız, istemeyiz ve dert olmaya, diz
 Giresunlu Topal Osman Ağa'nın yeğeni olduğunu söyleyen "Şair-Yazar" Mehmet Şakir SARIBAYR
Bu yıl başlarında çalışmalarını başlattığımız 4K Kollektifi ve www.4k-haber.com proje
‘4K’, devlet sisteminin hedefi olan ve en az diğer ‘K’ lar kadar ezilen, yok sayılan, ö

Sponsorlar

Design by JoomlaSaver
Cookies make it easier for us to provide you with our services. With the usage of our services you permit us to use cookies.
Ok