Ama bu yirminci yuzyılın yarısında kalmadı diğer yarısına da sarktı ve yeni yüzyılda bütün haşmeti ile hâlâ devam ediyor. “Yirminci yüzyıl insanları/ Asıp kestiler/ Kesip biçtiler/ Tepeler gibi ölü yığıp/ Deryalar gibi kan içtiler.” diye devam ediyor şiir, serzenişle diyorum ki; “Bu yüzyılın insanları omuz üstünde baş komadılar ki üstadım. Al bu yüzyılı vur yirminci yüzyıla. Bahsettiğin yüzyıldan beter bir yüzyıldayız. Sahneye durmadan başka soytarılar çıkıyor.”
 
“Çocukları ağlattılar/ Kadınların ırzına geçtiler/ Yirminci yüzyıl, insanları/ Ağlamasın da kimler ağlasın!” diye bitirmiş şiiri. O bitirmiş bitirmesine ancak ne zulüm ne işkence ne tecavüz ne ağlatanlar ne ağlayanlar bitti. Kıyım en haşmetli şekilde sürüyor.
 
Günler itibarı ile Ermeni soykırımının yaşandığı zamanlardan geçiyoruz. 4 Mayıs 1937 bakanlar kurulu kararı ile dersim soykırım kanunu çıkıyor, gene böyle bir bahar zamanı. Lanetli bir yüzyılı geride bıraktık soykırımlar sancılar ile diye düşünmek isterdik belki ancak bu yüzyılın insanı daha berbat asıp kesiyor üstelik teknik donanımın üst seviyesinden, üstelik insan-i bütün değerleri çürüterek. Bütün bu soytarılığa rağmen sanki çok özellikliler de bizde onları tercih etme lüksüne sahibiz gibi palavradan demokrasi salsaları ile bize seçim sunuyorlar.
 
Bu kendini seçicilik özelliklerinde bulan şahsiyetlerin pişkinliğine bakar mısınız? “Erken seçimden bahseden namerttir” diyen Recep şahsına münhasır davranıp milli manevrasını realize etti. Unutmayalım ki; soytarılar vardır birde yardakçılar, onlar “Devlet'in Bahçeli” kısmındaki lalelerdir. İhtiyaç duyulduğunda onlar vesilesi ile yalana ince bir ayar verilir. Bu ayardan sonra seçim startı ile sahneye çıkan figüranlar çoğaldı. Sahne; Herkes çıka bilir elbette. Ancak sahne iki türlüdür, insanı ya soytarı eder ya sanatçı. O canım alkışları iyi anlamak gerek.
 
Yılmaz Güney'i de, Ahmet Kaya'yı da alkışladı halk ve hala alkışlıyor. İbrahim Tatlıses'i Yavuz Bingil'ü de alkışlamışlardı. Ancak onlar şimdi iktidarın çürük armutlarını toplamakla mükellefler. Çiller'i, Demirel'i de alkışlamışlardı. Halk çıkarırıken de indirirken de alkışlar. İnce ayrım tamda burada, bazılarını yuhlayarak, bazılarını yüreğe basarak alkışlar. Sahnedekilere biraz bakalım. Afrin için çar-çur biçimde yollara düşen, el etek öpmekten dudakları pörsmüş İbrahim Tatlıses bu defa İzmir'den aday adayı, diğerlerin de muhtar veya encümen adaylılkarını duyacağız.
 
Chp`nin demokrasi anlayışı Türkleri ve sunnileri kırıp dökmemek üzerinedir. HDP vekillerinin dokunulmazlığı kalksın diye AKP ye oy verdi, ancak ellerinde devrimcilerin kanı ile kendini cumhurbaşkanı adaylığı ile temize çekmeye çalışan Akşener'e transefer vekil verdiler. Demokrasi sindirimi ile bunu kabullendirdiler yasaların zırvalığına. Lakin yüreklere sinmez. Abdullah Gül -en kötü gül- figürü içten pazarlıklı sinsi yüzünde asmalık bir gülüşü olan zat-ı sıfattır. Dikkat edin asla bir konuda net tavrı yoktur, bulanık ve kirlidir. Gençlik yıllarında ırkçılıkla başlayan Recep ile Fetullahın kıyısında beslenen şahsiyettir.
 
“İt iti ısrmaz” sözünü anımsatalım, biraz jargon sıkıntısı edep kırıntısı var belki ama; “teşbihte hata olmaz” derler ya ordan payımızı alalım. Bütün bu hengame içinde en doğru soru; “Ne yapmalı?” dır. Bu anlattıklarımı hepimiz biliyoruz da en azından ben ne yamalı konusunda pek iyi bir cevaba muktedir değilim.
 
Zira, Edip Cansever'in “Dağılmış pazar yerlerine benziyor memleket” dizesi ile de bunu kotaralım. Fakat eli kolu bağlı duracak değiliz. Umut; mücadele verdiğimizde bize hayatı veriri, boş bir sevicilikle sadece bir yalandır. Eğer davamıza sahip çıkamazsak ne yapmalının cevabı asla bulunamaz. Bütün alanları mevzi haline dönüştürmenin koşulları yakalanmalıdır. Kuşkusuz Selahattin Demirtaş desteklenmelidir. Elbette bu kurtuluş değil ama önemlidir. Sahne soytarılara kalmamalıdır.
 
Sağlam Hasan

Yazarlar

Erzincan /Mercan Surbahan ve çevre köyleri bir zamanlar Ermeni yerleşim bölgeleriydi. Dersimli
Süryani halkının yangınlarına değilse de yüreklerine su serpemediğimiz için utanıyorum.
Günümüzde Aleviler dahil olmak üzere Batını Dinlerce sayılan/kullanılan ne kadar kavram va
Egemenler her dönem kendi egemenliklerini destekleyen, egemenliklerinin ideolojik kılıfı olara
Raa Haqi/Riya Heqi ya da Hakikat Yolu’nun Takipçileri, yani Kürt-Kızılbaş Aleviler, yani De
"Gurbet içinde gurbeti kanıksatmak isterler bize.. Kanıksamayız, istemeyiz ve dert olmaya, diz
 Giresunlu Topal Osman Ağa'nın yeğeni olduğunu söyleyen "Şair-Yazar" Mehmet Şakir SARIBAYR
Bu yıl başlarında çalışmalarını başlattığımız 4K Kollektifi ve www.4k-haber.com proje
‘4K’, devlet sisteminin hedefi olan ve en az diğer ‘K’ lar kadar ezilen, yok sayılan, ö

Sponsorlar

Design by JoomlaSaver
Cookies make it easier for us to provide you with our services. With the usage of our services you permit us to use cookies.
Ok