Seyit Rıza

Sistemlerin siyasetçilerin partilerin örgütlerin manifestoları var. Önderlerin, felsefecilerin, düşünürlerin aforizmaları…

Bu ara sökün eyleyen seçim manifestolarının hepsinde; şaşaalı sözler, cilveli cümleler, kıvrımlı sözcükler var.

 

Seyit Rıza’nın bu haykırışı aforizmadan öteye tam bir manifestodur. Hiçbir tanesi bu denli mazlum halkı temsil edemez.

 

Ben bu söze her yerde “Mazlumların manifestosu” diyorum. Bu denli sistemin, yalancının, talancının yüzüne vuracak; imgesi toprak, duygusu yürek, ritmi halk, simgesi inanç olan bir söz daha yoktur. Bundan dolayı mazlumların manifestosudur.

 

Seyit Rıza bu sözü bütün barışçıl, dayanışmacı girişimleri sonucu kendisinden onurunu teslim etmesini ve diz çökmesini isteyince söylemiştir, Mustafa Kemal’e. Cüretin bu kadar güzelleştiği başka an yoktur. İşte o gün bu gündür mazlumlar bu aforizmayı manifesto değerinde dağarcığında ve yüreğinde taşırlar.

 

Selocan; hücresinde santim santim duvarlara nakışladığı ve konuşmasının kanaviçesine odakladığı bu aforizma bu denli ancak denk gelirdi. Yeriydi zamanıydı ve muhteşemdi.

 

Kutuplaşmanın zehirzemberek zamanındayız. En küçük düşünce farklılığı kıvılcıma sebep oluyor. Sadece insana değil, hayvanlara karşı bile bu “kan tadı” azgınlığı hortlamış durumda.

Bütün kuşları balıkları ajan olarak görüyorlar, köpekleri kendilerine göre düşman gördüklerine benzetip öldürüyorlar.

 

Bu kadar azgınlaşan, kutuplaşmanın cam kırığı kadar keskinleştiği Türkiye toplumu erken seçimde ne kadar doğru karar verebilir bilmiyorum?

 

Ancak bu kararı doğru vermenin belki en elzem zamanı, son virajı. Zira anayasal çoğunluğu sağladığı zaman bu şahsın niyeti çok açık ve nettir. Kendisine boyun eğen, köle olan, başbakanı, bakanları, kurmayları ve generalleri var. Bu köleleşme duygusu nasıl gelişti? Hangi ara bu denli son peygamber Muhammed inancı yıkıldı da Recep’te bütün ilahi tanrısal özellikler görüldü? Biri apoletlerini çırpıyor, diğeri başbakanlığını tek adama feda ediyor, Hakkari’de Kürt oluyor Dersim’de Alevi. Kendisinin Bin defa Ali olduğunu söyleyip oy devşirmeye çalışıyor. Tayyip halkı da onlara benzetiyor, ancak halkın manifestosu açıklandı ve bellidir.

 

Hiçbir aidiyeti yok Recebin, ciddiyeti, sanat anlayışı, kadın, çocuk, hayvan ve doğa sevgisi yok. Etrafında ajan, MİT, savaşçı, general, komplocu yalaka erkekler yığınından başka bişey yok.

 

Hiçbir insan duygusu taşımayan bu şahsiyet kendisine karşı en ufak sesi bile boğmak istiyor. İdamını istediği “Selahattin Demirtaş” milyonların yüreğinde yer etmiş çok önemli bir “önce insan”dır. Ancak onun saray ve saltanatını titretecek güç ve destekte olduğunu çok iyi biliyor. Dört duvar arasına tıkaması yetmedi.

 

Selocan duvarların çatlağından yeşerdikçe Tayyip çıldırıyor. Zira Selocan’da; sanat var, edebiyat var, aşk var, sevgi var. Bunların bütünü diktatörün dokusuna, doğasına aykırıdır. Selocan, işçilerin emeğinden gıdasını, Alevinin deyişinden demini, Ermeni’nin zenaatından güzelliğini estetiğini, Kürdün zılgıtından öfkesini alır. Bundan dolayı güçlüdür. Çocukların gülüşünü, anaların sevgisini baş tacı eder. En vaz geçilmez tutkusu yaşamı barışa demokrasiye dönüştürmektir.

 

Bunu gören Tayyip elbette korkuya kapılacaktır. Her tür olanağa rağmen saldırısını sürekli büyütmeye çalışıyor. Medyasının yalanları yetmiyor provokasyonlarla işi sağlama almaya çalışıyor.

 

Evet bu defa tükenmişliğin belirtisi açık. Normal seçim dönemine kadar sürdüremeyeceğine inandığı için erken genel seçim ile çelme atmaya çalıştı.

 

Ekonomisi bitmiş, yalan manifestosu çürümüş, işin sonuna gelmiş bir zorbalıktır Tayyip ve AKP’si.

 

Halkın üzerine her tür hile ve entrikalarla gitmeye devam edeceği kesin. Ancak halkımızın boyun eğmeyeceği ve bu seçimi ona dert edeceği de çok kesin.

 

Yazarlar

Erzincan /Mercan Surbahan ve çevre köyleri bir zamanlar Ermeni yerleşim bölgeleriydi. Dersimli
Süryani halkının yangınlarına değilse de yüreklerine su serpemediğimiz için utanıyorum.
Günümüzde Aleviler dahil olmak üzere Batını Dinlerce sayılan/kullanılan ne kadar kavram va
Egemenler her dönem kendi egemenliklerini destekleyen, egemenliklerinin ideolojik kılıfı olara
Raa Haqi/Riya Heqi ya da Hakikat Yolu’nun Takipçileri, yani Kürt-Kızılbaş Aleviler, yani De
"Gurbet içinde gurbeti kanıksatmak isterler bize.. Kanıksamayız, istemeyiz ve dert olmaya, diz
 Giresunlu Topal Osman Ağa'nın yeğeni olduğunu söyleyen "Şair-Yazar" Mehmet Şakir SARIBAYR
Bu yıl başlarında çalışmalarını başlattığımız 4K Kollektifi ve www.4k-haber.com proje
‘4K’, devlet sisteminin hedefi olan ve en az diğer ‘K’ lar kadar ezilen, yok sayılan, ö

Sponsorlar

Design by JoomlaSaver
Cookies make it easier for us to provide you with our services. With the usage of our services you permit us to use cookies.
Ok