Merhaba sevgili okuyucular!

Uzun bir aradan sonra bu günkü konuyu Feminizm üzerine seçmeye karar verdim.



Bir yandan 25 Kasım´ın „ Kadına yönelik şiddete karşı mücadele günü“ olması vesilesi, diğer yandan tüm dünyada ve Türkiye´de kadın hareketleri ve kadınların eşitlik ve hak mücadeleleri feminizmin tartışılan ve konuşulan bir konu olmasını gündeme getiriyor.

Ama 19. yy başlarında oluşan kadınların eşit hak talepleri ve daha sonra feminist hareket olarak dünyada yerini alan bu akımın hala bir çok insan tarafından yanlış anlaşıldığını, erkek düşmanlığı, kadınların erkeklerden daha üstün olma çabası, erkek gibi kadınların akımı vs. gibi görüldüğünü fark ediyoruz.

Bu konuya biraz açıklık getirelim ve Feminizm nedir, kadın hareketi ve mücadelesi neden var ve olması sadece kadınlar için değil tüm ezilenler ve toplum için neden önemli, erkeklerin de kadınların eşitlik talebinde destek vermesi gerekiyor mu? Neden erkekler destek vermeli? Gibi sorulara birlikte bakalım..

İnsanlığın ilk evriminde ilkel komün topluluklarda kadının bugünkünden farklı ve üstün bir konumu vardı. Sadece soyun devamını sağlaması değil, topluluğun tüm üyelerinin (erkek ve çocukların, yaşlıların) yaşamasını sağlayacak yiyeceği bulması, üretmesi ve topluluğu bir arada tutacak kurallar dizgesini canlı tutması nedeniyle de kadın topluluğun kurucu öğesiydi. İlk oymaktan, tribüye kadar  topluluğu, kadın kurdu.

Mark´s ve Engel´sin gösterdikleri gibi: İnsan toplulukları emek üzerine kurulmuşlardır. Üretmek ve insan soyunun devamını sağlayacak çocuklar doğurmakta kadının payına düşmüştü. Anasoylu toplumda erkekler av ve savaşla uğraşırken, kadınlar topluluğun bütün üyelerinin yaşamının gereklerini üreten kişilerdi. Yani ilk tarımı bulan, ilk ekmeği pişiren, ilk ipi dokuyan, insanlığın en önemli iletişimi olan dili bulan, kadın olduğu gibi toplumda barışçıl ve paylaşımcı bir yaşamı da kurallar dizgesini oluşturarak yaratan kadınlardı. O toplumun erkekleri de kadınların bu vasıflarının bilincindeydiler ve kadınları bu anlamda kutsal sayarlardı. Yunan, Roma, Anadolu, Latin Amerika, Afrika, Orta Asya, Hindistan gibi bir çok ülkelerin geçmiş tarihlerinde isimleri Artemis, Kybelle, Umay Ana, İştar, Ianna olan ana tanrıçalara rastlamak hala mümkündür.

Peki bu kadınların üretimde olduğu, toplumun kurallarını oluşturduğu, toplumun kurucu öğesi sayıldığı ve saygın hatta kutsal olarak görüldüğü ve onbinlerce yıl insanlık bu şekilde yaşamasına rağmen sonra ne oldu da kadın ikinci plana itildi? Üretimden, sosyal yaşamdan, birey olmaktan eve hapsedilen, erkeğin hizmetine ve mülküne giren, eğitimden, sosyal yaşamdan men edilen ve cinsel obje gibi görülen, alınıp, satilabilen, tecavüz edilebilen, savaşlardan sonra esir pazarlarında satılan ve ev içi emeği ve üretimi dahi yok sayılan bir duruma düştü?

Bundan tahmini 4 - 5 bin yıl önce anasoylu eşitlikçi toplumdan köleci sınıflı topluma geçiş süreci başlar. Bugün bilinen en önemli ataerkil devlet (Ordu-devlet) Mezopotamya´da Akadlar ve Sümerler'dir. İşte, erkek egemen devlet anlayışı ile birlikte anasoylu dönemin sonuna gelinmiştir. Artık şiddet, fiziksel güç, savaşlar ve ordular toplumsal düzeni kurmaya başlamış, toprakları işgal edip krallıklar ilan edilmiş, insanlar savaş esiri olarak köle olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Tam bu aşamada, tamamen komün yaşam sistemi kurmuş olan eşitlikçi anasoylu toplumdaki kadınların da artık statüsü değişmiştir. Kadın, artık özgür bir birey olmaktan çıkarılmıştır, vucudu tahrik unsuru sayılmış, kapanması ve sosyal yaşamda fazla kendini göstermemesi uygun görülmüştür. O artık bir birey değil, bir erkeğin malıdır ve ona göre yaşaması gerekmektedir.
 
Kadınlardan şifacılığı, tarımı, üretimi, sosyal yaşamın kurallarını öğrenen erkekler artık başa geçmiş ve kadınların bu işlerle uğraşmasını yasaklamışlardır.

Şimdi çok tartışılan İslamiyet ve kadın, kadının kapanması, ikinci sınıf bir duruma düşmesi aslında İslamiyet'ten çok önce başlamış, çok tanrılı pagan dönemlerden Sümerler'e, Mısır'a, Helenler'e, Museviler'e, Hırıstiyanlık'a ve oradan da İslamiyet'e geçmiştir.

Bu kadının yazısız tarihini bu şekilde bir ön bilgi ile aktardıktan sonra gelelim 19. ve 20. yy da başlayan kadın mücadelesi ve kadın hareketi ile yeniden gündemimize oturan feminizm akımına..

 Feminizm kelimesi Latince kelime olan 'Femina'dan türetilmiştir ve kadın anlamına gelir. Bu kelimeden türetilen feminizm kavramı, eşitliği ve toplumsal guruplar arasındaki eşitsizlik üzerine kurulan farklılıkların yok edilmesini savunur. Feminizmin temeli kadın özgürlüğüne dayanır.
Feminizm cinsiyetle ilişkisi olan sorunları araştırır ve analiz eder. Cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmak tüm dünyadaki kadın sorunlarını çözmek ve iyileştirmek en başlıca amacıdır.

Feminizm kavrami ilk olarak filozof Charles Fourier tarafından kullanılmıştır (1772 -1837)
Daha sonra Aydınlanma Çağı'nda Lady Mary Montag ve Marquis de Condorcet kadınların eğitim hakkını savunarak feminizmin temellerini atmışlardır.

Feminizm denince, ilk akla gelen kadınlar olsa da; feminizmi savunan erkekler de vardır. Feminizmin derdi erkekler değil, ataerkil sistemler ve yapılardır. Feminizm ezme ve ezilme ilişkisi olan ataerkil düzene karşı mücadele eder ve bu anlamda bu düzene dahil olan herşeye karşıdır. Feminist olmak, yalnız yaşamak, erkeklerden nefret etmek değildir, feminizm bir adalet arayışıdır.

Feminizmin ortaya çıkışı kadın haklarıyla ilgili olsa da sadece bununla sınırlı kalmamıştır. Feminizm akımı eşit bir dünyayı savunur, ilk ortaya çıktığı andan itibaren, eşit vatandaşlık, lgbt hakları,kölelik ve savaş karşıtlığı, ekoloji gibi bir çok konuların tamamında feministler bulunmuştur.
Ayrıca sınıf mücadelesi, ırkçılığa karşı bir çok insan haklarının gelişmesine de katkı sağlamıştır.

Bir dipnot olarak Almanya'da emeklilik sigortasının kadınların çocuk doğurması ve bakımı için vermiş olduğu prim puanları için mücadele eden kadın örgütlerinin baskısı ve mücadelesi sonucu 01.07.2014'den itibaren 1 yıl çocuk doğurup büyüten annelere emeklilik primi yatırılmış gibi hesaplanıyor. Ancak bu yasa 1992'den önce doğum yapmış olan anneleri kapsamıyordu, 1992'den sonra doğum yapan annelere 3 puan vererek her bir çocuk bakımına 30 Euro emeklilik bağlanıyordu.

 Kadın ve sivil örgütlerin imza kampanyaları ile 1992'den önce doğum yapanların da bu haktan faydalanması sağlandı. Ne yazık ki Merkel hükümeti uzun tartışmalardan sonra 2 puan vermişlerdi. Şu sıralar 1992'den önce doğum yapmış ve çocuk bakımını üstlenmiş annelerin de 3 puan alması için hükümete baskı yapılıyor ve imza kampanyaları başlatıldı.
Bu anlamda hükümet 2019 dan itibaren emeklilik primlerinde bir dizi iyileştirme gerçekleştirse de, 1992 yılından önce doğum yapmış olan annelere tam olarak 3 puan vermek istemiyor ve 0.5 olarak yarım puan vermeyi kararlaştırdı. Benim de imza kampanyasına destek olduğum talep ise tüm annelerin 3 puan alması yönünde. Umarım mücadelemizin sonucunda bunu sağlamayı başarırız.

Emekli olan kadınların ayrıca emeklilik cetvellerini kontrol etmelerini ve çocuk bakımı için 1992 yılından önce 2 puan, 2019 dan itibaren 2,5 puan, 1992'den itibaren 3 puan primlerinin hesaplanıp hesaplanmadığına bakmaları gerekiyor.

Eşit, barışçıl, emeğin sömürülmediği, savaşların olmadığı bir dünya dileği ile...

Melek Kandilli




Yazarlar

Erzincan /Mercan Surbahan ve çevre köyleri bir zamanlar Ermeni yerleşim bölgeleriydi. Dersimli
Süryani halkının yangınlarına değilse de yüreklerine su serpemediğimiz için utanıyorum.
Günümüzde Aleviler dahil olmak üzere Batını Dinlerce sayılan/kullanılan ne kadar kavram va
Egemenler her dönem kendi egemenliklerini destekleyen, egemenliklerinin ideolojik kılıfı olara
Raa Haqi/Riya Heqi ya da Hakikat Yolu’nun Takipçileri, yani Kürt-Kızılbaş Aleviler, yani De
"Gurbet içinde gurbeti kanıksatmak isterler bize.. Kanıksamayız, istemeyiz ve dert olmaya, diz
 Giresunlu Topal Osman Ağa'nın yeğeni olduğunu söyleyen "Şair-Yazar" Mehmet Şakir SARIBAYR
Bu yıl başlarında çalışmalarını başlattığımız 4K Kollektifi ve www.4k-haber.com proje
‘4K’, devlet sisteminin hedefi olan ve en az diğer ‘K’ lar kadar ezilen, yok sayılan, ö

Sponsorlar

Design by JoomlaSaver
Cookies make it easier for us to provide you with our services. With the usage of our services you permit us to use cookies.
Ok