Alevilik, Zerdüştluk, Ezidilik ve İslam ile ilişkisi nedir?
Bu gibi soruları kendisi de Kakayi olan birisi kapsamlı açıklıyor.


Felekeddin Kakayi

Kakayi Dini (Yarsan)

Herhangi bir dini, mezhebi, felsefi ve toplumsal görüşü anlamanın en iyi yolu, adını ve adresini sorduğumuz bir kişinin söylediklerine kulak astığımız gibi o dine ve felsefeye inanların söylediklerine, kendi görüş ve bakış açısıyla kendilerini tanıtmalarına kulak vermektir. Bu, birbirini kabu etmenin birinci şartıdır. Yani birisini, o kendisi nasıl görüyorsa öyle kabul etmeliyiz.

Herhangi bir dini veya mezhebi tanıdıktan sonra onu araştırabilir, hakkında görüş belirtebiliriz: Bu dini inancın ne kadarını kabul ediyoruz, ne kadarını kabul etmiyoruz. Kuşkusuz tektanrı inancına aykırı olmadıkça, ya da toplumun genel durumuna aykırı olmadıkça, dini bir inancı reddetmek, kabul etmemek çok zordur. Çünkü her kişi, her toplum dini inancında, tanrıya inanma biçimi ve dini ayinler konusunda özgürdürler.

İnsanlık alemi, birbirini kabullenme, hoşgörü, fikir ve inanç özgürlüğü temeli üzerinde yükselen yeni bir ahlak anlayışına doğru ilerliyor.

Şu anda Kürdistan ve Ortadoğu’da, kendisinden çok az bahsedilen, özellikle de inananlarının, yani Kakayilerin kendilerini çok az ifade ettikleri bir dinle yüz yüzeyiz. Bu nedenle başlangıçta, “bu ad nereden geliyor”, “dinin oluşum ve yayılma tarihi nedir”, “ortaya çıktığı coğrafya neresidir”, “felsefesi nedir”, “dini ritüelleri nelerdir” diye soruyoruz.

Bu makalenin sonunda yararlanılan kaynaklar yer alıyor. Kaynaklar iki bölümden oluşuyor. Bunlardan birincisi, Kakayilerin kendi kaynakları, Kakayiler tarafından basılıp dağıtılan önemli kitaplar, öteki ise Kakayi olmayanlar tarafından yazılan ve bir noktaya kadar Kakayilerin onayını alan makale ve kitaplardır.

Kakayilerin kendi görüşlerine yer vermeye, kendilerini ifade etmelerine çalıştım. Çünkü amacım, olabildiğince, bu dini olduğu gibi göstermektir.

Kakayi (Yarsan) felsefesinin öteki halklar ve dini inançlara yönelik bakış açısını söylemenin tam yeri. Kakayi inancının özü, tüm dinlerin, kültürlerin, ulus, dil ve renklerin olduğu gibi kabul edilmesi, hiç bir kişinin, toplumun, inancın kötü olarak görülmemesidir. Bu dinin kurucuları “kendini kötü ve eksik, halkı iyi olarak gör” diye buyurmuşlardır; “halk” Kakayi de olabilir, yerzündeki bir başka toplumsal gurup da... Bu nasihat Kakayilerin “Donawdon”a (Kıras gorin, Reenkarnasyon, yeniden dünyaya gelme) olan inancından, dünya görüşü ve felsefesinden kaynaklanmaktadır, ki sonraki bölümlerde bu konuya değineceğiz.

Birinci Bölüm

Kakayi sözcüğünün kökeni

“Kakayi” sözcüğü hem bireyi hem de topluluğu ifade eder, yani Kakayiler için de sadece “Kakayi” sözcüğü kullanılır. Kakayi kelimesi çoğunlukla Irak’ta kullanılırken, İran’dakiler “Ehli Hak” olarak tanınırlar, diğer bazı ülkelerde de değişik sözcüklerle adlandırılırlar. Örneğin Afganistan ve Pakistan’da dervişlik anlamına gelen “Zıkri” denir. Bu makalede “Kakayi-Yarsan” ya da sadece “Kakayi” sözcüğünü kullanacağız.

Lehcesel anlamı

Yarsan, Yarıstan sözcüğü iki bölümden oluşur. Bunlardan“Yar” Kakayilerin isimlerinden biridir, aynı zamanda Sultan Sehak’ın lakaplarından birisidir. Ayrıca “sevgi” ,“merhamet” anlamına gelen “Yani” sözcüğü, Goran (eski Hewrami) lehcesinde tanrıya verilen adlardan biridir. Yani ayrıca “dost” ve “yardımcı” anlamlarına da gelir. Görüldüğü gibi “ merhamet” de “Yar” sözcüğünün anlamlarından biridir. Tüm bunlar, Yarsan (Kakayi) inancının en eski inançlardan olan Mehrperweri-Mitrayi (Işığa tapma) ve Zerdüştlüğe kadar uzandığı gerçeğini ortaya koyuyurlar.

Burada “Mehr” sözcüğü güneş, aydınlık, sevgi, kardeşlik anlamındadır. Mitra ise doğruluk, sözünde durma ve ahde vefadır. Bu nedenle şu anda bile bir Kakayi hem kendinden olan birine, hem de başkalarına karşı sözünde durmalı, yaptığı anlaşmaya sadık kalmalıdır. Kakayilerde içsel anlaşmalara bağlı kalıp geliştirme konusunda bazı ritüeller vardır. Ayrıca Kakayilerin kendi dışındakilere karşı da doğru sözlü olmaları inancın buyruklarındandır. Bunlar da bizi “doğruluğa”, “doğru işe”, doğru söze” büyük önem veren Zerdüşt feelsefesine götürür, ki bu felsefe “doğruluk, barış ve yasa dünyanın özüdür” diyor.

Kakayiler kutsal kitaplarına “Beyaz” derler. Yarsani beyazlarının her zaman şunu tekrarladıklarını görürüz: “Dört şeyi unutmayın. Bunlar temizlik, doğruluk, mütevazilik ve cömertliktir.” Temizlik, her alanda, dilde, düşüncede, davranışta, giyim ve kuşamda, bedende temizliktir. Cömert ve alcakgönüllü olmak, merhamet, dine, ülkeye ve tabiata hizmet gibi buyruklar bize “temiz düşünce, temiz söz, temiz iş” diyen Zerdüşt felsefesini hatırlatıyor. “Temiz” sözcüğü yerine “iyi” sözcüğünü koyabiliriz, ki bu durumda herhangi bir anlam değişikliği olmaz.

“San” ,“Yarsan” sözcüğünün ikinci bölümüdür, “sultan”, “ulu”, “kutsal”, “bölge” anlamındadır. 700 yıl önce ortaya çıkıp Yarsan inancını yenileyen Yarani Sultan İshak (Sehak)’a “San Sehak” da deniliyor. Öte yandan Kürdistan, Afganistan, İngilistan’da olduğu gibi bir bölge ve ülke anlamına gelir. “Yarsan” “Yaristan” demektir. Yani “Yaranların Bölgesi”. Yarsan alemini küçülterek ve “yar” sözcüğünü temel alarak “Yari” diye yazıyoruz .

Kakayi sözcüğü “kardeşlik ve karşılıklı yardımlaşma”anlamına gelmektedir. Arapçası “Ahi”dir. Öyle anlaşılıyor ki Kakayi, İslam aleminde var olan, birçok tarikat ve sofi guruplarında görülen “Ahi” hereketinden faydalanmış. “Ahi-Kakayi” sözcüğünün anlamı Yarsan sözcügünün anlamına çok yakındır. “Ahi-Kardeşlik” hareketi, kökleri binlerce yıl öncesine giden, Hindistan’da, Çin’de ve Ortadoğu’da yaygın olan bir hareketti. “Yaran”lara yakın olan “Eyaran”lar bu toplumsal hareketin bir örneğidir.

İki bakımdan Kakayilere “Ehli Hak” denir. Bunlardan birisi Allah anlamına gelen “Hak” kelimesinin kutsal kitaplar olan Beyazlar’da her zaman kullanılmasıdır. “Hak”, irfanın en üst aşamasıdır: “Kendini bilme, Allah’ı bilmektir.” Diğer yandan Kakayiler, “insan şeriat, tarikat, marifet ve hakikat gibi dört aşamadan geçer” diyen tanınmış sofilik akımının izleyicileridirler. İnsan “hakikat” aşamasında aydınlanır, Allah’a yakınlaşır, yani kendini tanır, Allah’ı tanır. Bu noktada Kakayiler İslam alemindeki sofilik akımlarının önemli bir bölümüyle birleşir. İslam aleminde kendine “Ehli Hak” diyen birçok sofilik akımı ve gurubu vardır. Yani Allah onların yanındadır, ya da tanrıya ulaşmışlardır ve bilindiği gibi “Hak” Allahın bir başka ismidir.

Kakayi (Yarsan) adı ve yorumu üzerinde bunca durmamızın nedeni, adının içeriğini ifade etmesidir.

Kakayi dininin yazılı kaynaklarına dayanılarak yapılan yorumlarda, bu inancın köklerinin, bir yandan Mitrayi (Mehrperweri), Zerdüşt, Hındu, Buda ve benzeri Hint-Aryandinlerine, öte yandan İslam dinine kadar uzandığını görürüz. Bu durum Yarsan Beyazlar’ında açıkca görülür.

İkinci Bölüm

Yarsan Felsefesi

Yarsan felsefesi ya da dünya görüşü başlıca iki temele dayanır. Bunlardan birisi Donawdon (Reenkarnasyon), ötekisi ise Reenkarnasyon ışıgında dünyanın, kainatın yaratılmasıdır.

1-Reenkarnasyon: Yeryüzünde var olan ve var olmaya devam eden en eski ve uluslararası bir inançtır. Bu belirlemeden amaç, herkesin Reenkarnasyona inandığını söylemek değildir, sadece coğrafi açıdan bir çok ülkede yayıldığını ifade etmektir.

Reenkarnasyon, ruhun bir kalıptan çıkıp bir başka kalıba geçmesi demektir. Bir canlının ölümü, bir alemden bir başka aleme yolculuk etmesidir. Çünkü canlı öldüğünde ruhu, ya kendi cinsinden, ırkından ya da başkasından olan bir diğer kalıba geçer. Reerkarnasyon’a inananların hepsi ynı düşüncede değildir. Aralarında farklı görüş ve değerlendirmeler vardır. Örneğin Kakayiler, Reenkarnasyonu kainatın yaratılış gününden başlatırlar. Kainat, yarıtıldığı günden itibaren “Donawdon” süreci ile, yani aşama aşama bugüne gelmiştir.

En eski Reenkarnasyon inancı, Hındu-Brahmayi inancının kutsal kitabı Reg Veda’da (Marifet) göze çarpar. Reenkarnasyon ayrıca değişik biçimlerde Mitrayi ve Zerdüşt inancında da vardır. Genel olarak Hindu Aryan dinlerinde, yani tüm kolları ile Hindu ve Buda dininde, Mitrayi, Zerdüşt, Mani, Mazdek, Kakayi dinleri ve benzerlerinde Reenkarnasyon inancı vardır. Reenkarnasyon tüm Doğu ile Batıya yayılmıştı. Geçmişte Amerika yerlileri özellikle de Latin Amerika ülkeleriyle Afrika, Asya Avustralya’da Reenkarnasyon inancı yaygındı, bu inanç, bugün de sözkonusu bölgelerde bir noktaya kadar varlığını sürdürüyor. Donawdon inancı, son yüzyılda Avrupa ve Kuzey Amerika’da da yayıldı.

Reenkarnasyon inancı bir dine veya ulusa özgü bir şey değildir. Her toplumun kendine özgüı ritüelleri vardır. Örneğin, Kakayilerin dini merasimleri Budaizminden ya da Çin ve Japonya’daki öteki dinlerin ritüellerinden farklıdır; onlarınki da aynı şekilde farklılık gösterirler.

Ama tüm Reenkarnasyona inananlar temel bir noktada birleşirler, ki bu “İnsan-Tanrı” ya da “İnsan-Melek” kültüne olan inançtır. Yani insan ruh ve zihin aydınlığı yoluyla, kainatin büyük gerçeğine yakınlaşır ki bu, Tanrının nurundan başkası değildir.

Reenkarnasyon felsefesinin amacı bireyi şimdiki dar sınırlarından kurtarmak, menevi aleme, daha temiz ve aydınlık bir ruha kavuşturmaktır. Özünde semavi dinlerin mesajı da budur: İnsanı kemaliyete (olgunluğa) ve hikmete yöneltmek.

Dünyadaki dinlerin temel mesajı insanı eğitmektir, iyilik, doğru söz ve doğru iş yoluyla, temiz duygular ile irfanın en üst aşamasına “Tanrıyı tanması, kendini tanıması” aşamasına ulaştırmaktır.

Kakayi (Yarsan) inancına göre, tüm insanlık başlangıçtan günümüze kadar ve gelecekte bu gerçeğe yöneldi, yöneliyor,yönelecek. Donawdon’un amacı ise, insan ruhunu bir yaşamdan ötekine geçerken temizlemektir. Her yaşamda kötülükten kaçınarak, iyilik yaparak bir sonraki yaşama ulaşmaktır. Daha fazla iyilik yaparak, doğru yolda yürüyerek sonuca ulaşmak, aslına dönmektir, ki bu da Tanrının ruhudur.İslam kültüründe denildiği gibi: “Ena lıla wana alye racun”. Yani insan geldiği asla dönecektir.

Kakayiler bu gerçeğe canı gönülden inanmaktadırlar. Bu nedenle Kakayiler, “kimseye kötü deme. Çünkü biz sadece insanın dışa yansıyan yüzünü görebiliriz. Ama ruhunun temiz olup olmadığını, ruhunun hangi temizlik aşamasında bulunduğunu bilmiyoruz” derler.

Bu inanca göre, herhangi bir yaşamında herhangi bir dine mensup olan insan, diğer yaşamında başka bir dine mensup olabilir. Çünkü tüm dinler bir tek hakikate doğru giderlerler. Hiç bir inanç, din, kültür, dil ve ırk kötülenmemeli, ya da hakaret edilmemelidir. Yarsan felsefesi ve ahlakının esası budur. Davranışlarda af edici, geniş ve uzun soluklu olunmalıdır. Daha önce de dediğimiz gibi alçakgönüllülük, fedakarlık ve cömertlik, Kakayi inancının temel şartlarındandır.

Her ne kadar pratikte ve zaman zaman farklı biçimlere bürünse de, Kakayi inancının ideolojisi şöyledir:

İslam aleminde, Alevi, Bektaşi, Dürzi, İsmaili ve Kürdistan, İran, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da bulunan onlarca diğer sofilik akımı ve gurupları Kakayiler gibi düşünmektedirler. Adını andığımız gurupların belirleyici özellikleri merhamet, bağışlayıcı ve barışçıl olmak, karşısındakini kabul etmek ve barış içinde birlikte yaşamaya inanmaktır.

Reerkarnasyona inananlar, sırasıyla Hıristiyanlar ve Müslümanlardan sonra üçüncü büyük gurubu oluştarmaktadır. Reerkarnasyonlara inananların sayısı bir milyar olarak tahmin ediliyor. BM’ye bağlı UNESCO’nun 11 yıl önce verdiği rakamlar, dünyada 900 milyon insanın Reerkarnasyona inandığını gösteriyor. Bugün sadece Hindistan’da bu inançta olan 830 milyon Hindu yaşıyor. Tayland, Nepal, Kore, Vietnam, Kamboçya, Laos, Burma, Filipin, Hindistan, Endonezya ve Avustralya gibi ülkelerin tüm halkı ya da halkın önemli bir bölümü Reenkarnasyona inanmaktadırlar. Ortadoğudakiler dışında, Çin’de, Japonya’da Pakistan’da, Afganistan’da ve Batı Avrupa’da da önemli sayıda Donawdona inananlar yaşamakta.

Başlangıçta da dediğimiz gibi, Reerkarnasyon çok eski ve enternasyonal bir inançtır, değişik biçimlerde diğer dinlerde kök salmıştır.

Yaradılış

Kakayi felsefesinin, Reerkarnasyon temelinde kainat ve canlıların yaradılışı konusuna geliyoruz.

Dinlerin çoğunluğundan ayrı olarak Kakayiler, efsaneye dayanan yaradılış öncesi “ezel”den bahsederler. Alimlerin değerlendirmelerine göre, ulus ve toplumlar, kainatın yaratılmasına dair efsanelerini, “boşluk”, sonra “su” ve daha sonra “varlıklar” gibi bazı temel noktalar üzerine kurarlar. Kutsal Kuran’da dünyanın 6 günde yaratıldığından bahsedilir, diğer semavi dinlerin de konuya ilişkin görüşleri buna yakındır. “Karanlık, karanlığın bağrında gizliydi” denir. Daha sonraki altı günde bu durum değişti, dünya ve canlılar meydana geldi. Her şey “Kun, vekun” (ol) diyen Allah’ın iradesi doğrultusunda oluştu. İncil’de, “Allah ‘aydınlık oluştu, aydınlığı gör’ diye buyurdu” diye yazar.

Kakayi dini, yaradılış efsanesini, “kun vekun” bir saniyede oluştu diye resmeder ve yaradılışı şöyle tarif eder: Başlangıçta, “ezel”de, sadece “cevher”de (atomda, özde) saklı bir güç vardı. Yarsan bu gücü Tanrının gücü, “mutlak” olarak tanımlar. Cevherin hacmi ise bilinmemektedir.

Kendini göstermek isteyen Allah’ın iradesiyle “cevher” nur biçiminde patladı, dağıldı. Cevherin patlamasıyla birlikte kainat oluştu. Zirvede “mutlak güç” denilen bir güç, dünyanın işleri konusunda karar sahibi oldu. Cevherden ayrılan parçacıklar başlangıçtaki temel güçten faydalandılar. Bunun nedeni ise, parçacıkların yaradılışın başlangıcında var olan “mutlak güç”ten ayrılması gerçeğidir.

Tanrının kendini göstermesi ve yaradılışın bir saniyesinin resmedilmesi, Yarsanın “Cevher Alemi” olarak adlandırılan gizli hazinesidir. Önce boşluk ve karanlıktan başka bir şey yoktu. Daha sonra gizli gücü içinde barındıran “cevher” Allahın, kendini göstermesi için O’nun emri ile patladı. Tüm taş, ot, katı maddeler, hayvanlar, denizde yaşayan canlılar gibi tüm yaradılanlar, “cevher”in ve ondan kopan parçacıkların ürünüdürler. Yani cevherin içinde bulunan enerji kainattaki maddeler ve yaşam haline geldi ki bu, enerjinin maddeye ilk dönüşümüdür.

Tektanrılı inançlardan olan “İşraki” (Işık, parıltı) inancında olanlar, baktıkları her şeyde Tanrı’yı gördüklerine inanırlar, varlığın da yokluğun da hak olduğu, Tanrı’dan bir parçanın varlıkların içinde saklı bulunduğu sonucuna varırlar. Şeyh Şahabeddin Suherwerdi tarafından geliştirilen bu İşraki-Zerdüşti felsefesi, özünde Zerdüşt felsefesidir. Yarsan inancı da aynı bakış açısına sahiptir. Tarihte, Sokrat, Eflatun, Pisagor ve benzeri Yunan filozofları da İşraki felsefesine inanırlardı.

Sadece biz insanlar değil, tüm dünya, canlılar ve kainat “cevher”in patlaması sonucu oluştular. Bu anlamda, Kakayi inancına göre, sadece insanlara, toplumlara karşı merhametli ve saygılı davranılmamalı, aynı zamanda tüm canlılara, tabiata ve kainata saygı gösterilmelidir. Yarsan inancı, “karıncaya basmamak için çaba sarfetmelisin, çünkü o da canlıdır ve kainatın ruhundan bir parça taşımaktadır” diye buyurur.

Cevherin patlaması ve fizik

Bazı Kakayi alimler cevherin patlamasını, tanınmayan en küçük zerreciklerin büyük patlaması olarak görüyorlar, “fizik biliminin konusu bu zerrecik ve ‘cevher’dir” diyorlar. Eğer “cevher” en küçük zerreleriyle bilinirse, hem bilimsel olarak hem de dini açıdan yaradılışın açıklanmasına biraz daha yaklaşılmış olunur.

Kakayilere ait el yazmaları ve Beyazlar’da, atomun parçalanmasından yediyüz yıl önce yaradılıştan bahsedilir. Bu metinler 20 yüzyılın başlarında Rusça’ya, İngilizce’ye, Almanca ve öteki dillere çevrildiler ve yorumlandılar. Tanınmış Yarsan alim Hacı Nimet, 1940 sonrası yıllarda, Yaradılışa ilişkin Kakayi efsanesi ve diğer bir çok konu hakkında Farsça yazılar yazdı, yazdıkları daha sonra Fransızcaya çevrildi.

1995 yılında tanınmış fizikçiler bilimsel bir gerçeği ortaya çıkardılar. Buna göre dünya tanınmayan en küçük zerreciğin büyük patlamasının sonucudur. Bu patlama (Big Bang) Habel adlı gök teleskopu vasıtasıyla görüldü ve resmi çekildi.

Fizikçiler, “büyük patlamanın başlangıcında toplu iğne başı büyüklüğünde ama çok güçlü bir enerji vardı. Daha sonra bu enerji Einstein’in E­=MC formülü uyarınca yavaş yavaş madde haline geldi” diyorlar. Belirtmek gerekir ki, enerjinin boyutu ve hacmi yoktur. Bu nedenle en güçlü bir enerji, çok ama çok küçük bir mekana sığabilir.

Tüm büyüklüğü ile kainatın, bir zerrecikten oluşmasına şaşırmamak gerekir. Çünkü akıl ve mantık kabul ediyor. Belli olan bir şey var, o da tüm varlıkların temelinde enerji olduğudur.

Aydınlık

İnsan’ın ruhunun aydınlanması anlamına gelen İşraki (Işık, parıltı) inancından bahsettik. “Nur” (aydınlık) gerçeğine her yarde rastlamak mümkün. Kutsal Kuran’da “Nur” suresinde şöyle deniliyor: “Alla nur elsomat ve elarz.” (Allah, yer ve göğün nurudur.) İncil’de “Tanrı nurdur.” (Yohanna mesajı) Ayrıca Tanrı Musa Peygambere kendini şöyle gösterdi: “Parlak bir kıvılcım çaktı, ağaçları, ekinleri ve otları yakmayan alevler oluştu.”

Sabi ve Mendayi inancında, “nur ülkesi”nden bahsedilir. Aydınlık Zerdüşt inancının temelidir. Yarsan inancı güneşe, ateşe ve aydınlığa saygı duyar, onları tanrının tecellisi olarak görür, onlar Allah’ın sembölleridirler. Şu anda bile yaşlı Kakayiler, sabah güneşin ilk ışıkları ile birlikte, güneş yükselene kadar dua ederler. Aynı şekilde akşamları da güneşe veda ederler. Ama Kakayiler güneşe tapmazlar. Ayrıca Zürdüştiler de ateşperest değildirler. Nuru, aydınlığı Tanrının tecellisi olarak görürler. Öte yandan Kakayiler, “güneş dünyanın en temiz, en aydınlık varlığıdır” derler. Güneş ışınlarının, aydınlığının ne kadar temiz ve güzel olduğunu herkes bilir. Ama aynı zamanda zararlıdır da, çünkü en önemli enerji kaynağıdır. Kutsal Kuran’da da güneşe yemin edilir.

Aydınlıktan bahsetmekten amaç şudur: Diğer sofilik ve irfan tarikatlarına bağlı olanlar gibi, Kakayiler de “tüm kainat Tanrının nurundandır, tüm insanların ruhunda, manevi dünyasında Tanrının nurundan bir zerrecik vardır. Tanrıya inanç ve iyilik yolu ile bu gizli nur zerresinin, duygu ve akıl dünyasını aydınlatması için çaba harcanmalıdır” derler. Bu değişik isimlerle anılan Aydınlık inancının (Arapçası İstıçawa=İstnare) temel felsefesidir.

Kakayiler, batınî gözün (iç gözün) açılması derler, Bazı sofi tarikatları “basiret gözü” Budayiler ise “üçüncü göz” derler. Zaten Sanskrit-Hınduca olan “Buda” sözcüğünün tam karşılığı “aydınlanma”dır, yani, “Buda bu aşamaya ulaştı.”

Yarsan kültürünün Kürdistan için önemi

Kakayi inancının kaynakları, yeni yeni basılan ve bir ikisi hariç, hepsi el yazması olan Beyaz’larda kaydedilmiştir. Kakayi inancının köklerini binlerce yıl öncesine götüren Beyazlar birkaç dönemde yazılmışlardır. Bunlardan bahsetmeyeceğiz. Ama İslamiyetin ortaya çıkmasından sonraki dönemler üzerinde duracağız. Başta Güneş Takvimi’ne göre ikinci yüzyılda Behlul Dana eliyle ilk kez yazılanlardan, bilahare daha sonraki dönemlerden ve bu dönemlerde yaşanan değişiklikler ile Yarsan inancına göre ileride de devam etmesi gereken değişikliklerden bahsedeceğiz. Ama şimdi Yarsan dini ve kültürünün Kürtler tarafından niçin önemsenmesi gerektiği üzerinde duracağız. Yarsan kültürü önemsenmelidir. Çünkü:

1- Kutsal metinleri Kürd dilini ve kültürünü zenginleştiren eski Kürd diliyle yazılmışlardır.

2- Önemlidir, çünkü Hewreman, Loristan, Hemeden ve öteki bölgeler gibi Kürdistan’ın kalbinde ortaya çıkan ve dünyanın diğer büyük dinleriyle yan yana olan ve gelişip yayılan eski bir din vardı; var.

3- Önemlidir çünkü Kakayi inancı, Reerkarnasyon uyarınca kişiliğin ve menevi hayatının yenilenmesidir, ki bu önemli bir noktadır.

Dil

Yarsan (Kakayi) inancı, 1200 yıldır, yani Behlul Dana’nın Loristan’da ortaya çıkmasından bu yana, Gorani (eski Hevrami) lehçesini, prensiplerini dile getirmede temel almıştır. Bazı dil bilginleri Gorani lehçesini dönemin “Pehlewicesi” ve Zerdüştlerin kitabı Avesta’nın dili olarak niteliyorlar. Hewrami, Maço, Şebek, Bacelan, Zengene, Çımor, Şeyhani Germiyan, bir noktaya kadar Kelhorca ve Lorca, Kürd dilinin temel lehçelerinden biri olan Gorani lehçesinin ağızlarıdırlar.

Yarsan Defterleri binlerce sayfadır. Şu ana kadar temel defter olan Serencam’ın yaklaşık 900 sahife tutan ilk bölümü basılmıştır. Serancam’ın küçük bir bölümünü yorumlayan 800 sayfalık bir kitap daha basılmıştır. Basılmayan ya da basılması istenmeyen onlarca Beyaz ve elyazımı derleme günümüze kadar kalmıştır. Hepsi Kürdistan ve Ortadoğu’nun eski din ve kültürünü ortaya koyan idyom ve sözcüklerle doludurlar. Dil açısından değerli birer hazinedirler, Kürdistan kültürünün gizli yönlerini aydınlatıyorlar.

Yarsan inancının yer aldığı coğrafya onlarca tarihi mekan ve türbe vardır. İran ve Irak bu gibi tarihi yerlerin bir kısmını kendilerine mal ediyorlar.

Yarsan Beyazları Kürtçenin Gorani lehçesi ile yazılmışlardır. Daha sonra, bundan 700 yıl önce Azeri bir Kakayi, kendi divanından ayrı olarak defterlerin önemli bir bölümünü Azericeye çevirdi. Türkiye’de ise bir kaç Türk Kakayi de Türkçeye çevirdiler. Şu anda yüzbinlerce Azeri Kakayi Azerbaycan, Türk Kakayi Türkiye ve Türkçe konuşan ülkelerde yaşıyorlar.

Öte yandan tüm Beyazlar Farsçaya çevrilmiş bulunuyor. Yarsan inancının bir kısım dini metinleri ise Farsçadır. Şu anda Yarsan beyitleri ve buyruklarının büyük bir bölümü (Sorani ve Gorani lehçeleriyle) Kürtçe, Farsça, Azerice ve Türkçe olmak üzere dört ayrı dildendir.

Rus Doğu Bilimcisi Minorsky, 20. Yüzyılın başında Defterler’in bir bölümünü Ruscaya çevirdi. Defterler, ayrıca Almanca, İngilizce ve öteki Avrupa dillerine de çevrildiler.

Bazı büyük ünivistelerde Yarsan inancı okutuluyor, hakkında araştırmalar yapılıyor. Ama “Yarsani inancı” diye bağımsız bir bölüm olarak değil, İranoloji bölümü içinde. Her ne kadar Doğu bilimcileri Kakayi dilinin Kürtçenin temel lehçelerinden biri olarak görüyorlarsa da, Kakayiliğin kendisini terihsel ve kültürel olarak İranolojinin bir parçası olarak kabul ediyorlar. Bu durumdan, başta Kakayiler olmak üzere Kürdler birinci derecede sorumludurlar. Bir diğer önemli nedeni ise Kakayi inancının Mitrayi, Zerdüştlik, Mani gibi Hindu-Aryan inançları içinde yer almasıdır. Hindu-Aryan inanç sistemleri içinde yer alan dinlere ait kutsal metinleri ve metin yorumlarının önemli bir bölümü Farsçadır.

Kakayi kültürünün yaklaşık 10 yıldır canlanan Kürdistan üniversitelerinde yer bulması için çaba harcanmalıdır. Özellikle daha önce belirttiğimiz Yarsan inancının kendine has özellikleri, müziği, kültürü ve dili Kürdistan üniversiteelerinde araştırılmalıdır.

Kakayiler, sofilik ve irfan

Kakayi dini, temelde sofilik ve irfan inancıdır, ferde vurgu yapar. Çünkü insan ruhu tek başına Reenkarnasyona uğrar, bir kalıptan ötekine geçer. Halk bu dünyada birarada yaşar. Ama İster geçmişte olsun ister gelecekte, öteki yaşamında tek başına kalıp değiştirdi, değiştirecek. İnsan, bu dünyada temizlenmenin en üst noktasına ulaşmak için çaba sarfetmelidir.

Yarsan dininde zikir ve topluca ibadet vardır. Ama tüm ibadet ve dini ritüeller, kişinin tek başına irfan yolunda yürüyerek kemale ermesinde, ruhunu yükseltmesinde birer etmendirler. Hiç bir kimse başkası adına bu yolda yürüyemez. Herkes zorluklara kendisi katlanmalıdır. Bu da manevi kurtuluş ve özgürlüğün yoludur. Çünkü irfan ve sofilik, insanın bu yolculukta özgür olması için önündeki zincirleri, ayak bağlarını ortadan kaldırır. İrfan kişisel manevi kurtuluşun yoludur. İnsani toplumsal engel ve zincirlerden, düşünsel baskılardan, gelenek ve göreneklerle vehimden kurtarır, o vehimler ki, insanın beynine, kalbi ve ruhuna sinerler, yaşamı boyunca, insanın ruhu “İşraki” (aydınlanma, nurlanma) vasıtasıyla özgür oluncaya kadar oralarda kalırlar.

Yarsan dininde sofilik ve irfan, özünde diğer inançlarda olduğu gibidir. Bu nedenle Yarsan, İslam aleminin, Hicri Takvimin ikinci ve üçüncü Yüzyılında ortaya çıkan Hasan Basri Rabiyi Edewiye (Hicri 135 yılında vefat etti), Sufyan Sevri, Ebu Haşim Sofi, Zoltan Mısri, Davud Tahi ve Hasan Basri’nin öteki öğrencileri başta olmak üzere tanınmış sofi ve alimlerine sahip çıkar, onları kendisinden sayar.

Hicri 250-350 yılları arasında diğer sofiler ortaya çıktılar. Ebu Kasım Cıned (Hicri 297 yılında vefat etti), Bayezid Bestami (261 Hicri), Sehil Bin Abdullah Tısteri (283 Hicri), Ebu Said Heraz (286 Hicri), Emir Bin Osman Meki Sofi (334 Hicri), Amid Zencani ve ötekiler önde gelen sofi liderlerdi. Bundan bin yıl önce Bağdat’ta ortaya çıkan ve irfan inancı nedeniyle orada idam edilen Hallacı Mansur’dan başlayarak aydınlanma filozofu ve alimi Feridun Etar, Mevlana Celadedini Rumi, Şemşi Tebrizi, Sanai, Hakani, Kirman’lı Şah Nimetullah Veli, Şeyh Mahmud Şebisteri, irfan inancı uğruna öldürülen Endalqewzad Hemedani, Seyid Mehemed Nurbehş, Camî, idam edilen Seyid İmadeddin Nesimi’ye kadar uzanan zincirde bir çok sofi ve irfan sahibi alimler bulunuyor ki her birinin kendine özgü tarihi ve trajik yaşamı vardır.

Yarsan tüm bunları “yar” dost ve “rehber”i olarak bilir, çoğunun adı Reenkarnasyon zincirinde yer almaktadır, Defterler’de kendilerinden bahsedilmiştir.

Bazı büyük sofi ve arif kişiler tarikat kurmuşlardır. Tarikatlardan bazıları geniş Yarsan inancına katılmışlardır. Her tarikat ötekisinden ilim ve tecrübe alır, İslam alemindeki sofi hareketine yeni fikirler aşılar.

Daha detaylı ve geniş bir açıdan incelersek, sofilik hareketi dalgalarının, Kürdistan ve Ortadoğu’dan Hindistan’a, Çin ve Uzakdoğu sınırına, Kuzey Afrika ve bazı Avrupa ülkelerine kadar uzandığını görürüz.

Yarsan irfan ve sofiliği, Yahudi, Hırıstıyan, Hindu, Budayi sofiliğine yakındır. Kakayi hareketi, ta başından itibaren, dönemin zorba ve baskıcı iktidarlarına karşı toplumsal, fikri ve felsefi bir harekettir. Bu hereket tek başına yaşamadı, içine kapanmadı. Aksine, bir nehir gibi, insanlığın toplumsal hareketine, kurtuluş, nurlanma ve kemaliyete erişme çabalarına katıldı.

Bazı uzman yazarlar, “Yarsan, dönemindeki toplumsal, siyasal ve ekonomik sisteme karşı olan, tüm Zagros dağları ve çevresini kaplayan bir devrimdi. Bu nedenle Kakayi büyüklerinin türbelerine ve ziyaretlere Tebriz ve Erdebil’den, Hamedan, Kirmanşan ve Hewraman’a, Şarezur’dan, Loristan, Bağdat, Kerkük ve Musul’a kadar uzanan coğrafyada rastlanır” diyorlar. Ziyaret ve türbelerin tarihi kalıntıları, şu anda koruma altına alınmışlardır. Bazı coğrafyacılar, bazı Kakayi ziyaretlerinin bölgede yaşayan öteki dini inanç ve mezheplere mensup olan kişiler tarafından da ziyaret edildiklerini belirtiyorlar. İleride bu ziyaretlerden önemlilerin isimlerini sıralayacağız.

Tarih ve coğrafya

Bu bölümde Kakayilere ait şu anda var olan mabedlerle ünlülerinin mezar ve türbeleri vasıtasıyla Yarsan inancının ortaya çıkıp yayıldığı coğrafyayı tanıtacağız.

Yarsan inancının en önemli mabedi, nerede olurlarsa olsunlar tüm Kakayilerin kıblesi olan Sultan Sehak (San Sahak’ın) türbesidir. Sultan Sehak Miladi 1275-1400 yılları arasında yaşamış, bir gurup dini fanatik tarafından şehit edilmiştir, Hewreman Bölgesi’ndeki Şêxan köyünde defnedilmiştir. Sultan Sehak’ın türbesi “Pirdewer” diye adlandırılır (yani Sirvan Nehri üzerindeki eski köprünün öte yanı). Doğudaki tüm Yarsanlar Sultan Sehaki Berzenci’nin (San Sehak) türbesini, özellikle Newroz’da ziyaret ederler. Çünkü O’nun Newroz’un ilk günü yani 21 Mart’ta dünyaya geldiğine inanırlar. Zürdüştiler de Zerdüşt’ün Newroz ayının başında dünyaya geldiğine inanırlar. Bazıları ise Zerdüşt’ün, her yılın 26 Mart’ına denk gelen Newroz’un beşinci gününde dünyaya geldiği inancındadırlar.

Newroz’da onbinlerce Kürd, Türk, Azeri ve Fars Kakayi Pırdewer’i ziyaret ederler. Ayrıca Kakayiler yılın dört mevsiminde hac yeri olara gördükleri Pırdewer’e giderler. Pirdewer’den başka şu türbe ve ziyaretler de vardır:

1- Kırmanşan-Dalaho dağlarındaki Baba Yadigar, bir çok kişi Pirdewer’den sonra Baba Yadigar’ı ziyaret ederler.

2- Hatun Rezbar’ın Kirmanşah-Pave Pirdewer’deki türbesi ve ziyareti.

3- Davud keva Suwar, Pirdewer’de.

4- Pir Binyamin, Kirmanşah-Kerend’de.

5- Pir Musa Kirmanşan-Kerend’de.

6- Pir Mikail Dawdani, Hewreman-Bangyan’da.

7- Seyid Mehemed Gewre Suwar, kirmanşan’da.

8- Kake Mustafa, Pirdewer’de.

9- Pir Şalyar, Hewreman-Teht’de.

10- Gümbet ve Aleviyan, Hemedan’da.

11- Baba Tahiri Hemedani, Hemedan’da,

12- Dede Bekter ve Hudawende, Sehene-Kirmanşan’da.

13- Hacı Babo İse, Kirmanşan-Deynur-Sehene’de.

14- Han Ahmet (Pir Ahmet, İmam Ahmet), Kerkük’ün Musella Mahallesi’nde.

15- Bave Haydar, Batı Gilan’ın Kıfrawır köyünde.

16- Şah İbrahim, Bağdat Şeyh Ömer’de.

17- Bave Şahsuwar, Kifri’de.

18- Bave Mehmud, Hanekin’de.

19- Seyid Ferzi ve Şeyh Emir, Kengawer Kirmansan’ın Qazunye köyünde.

20- Şa Heyas, Musul’un Qarequş kazasına bağlı Werdek köyünde.

21- Kel Davud, Serpeli Zehav’da.

22- Kuşçuoğlu, Azerbaycan’da, Tebriz ile Erdebil arasında.

23- Süleymaniye’ye bağlı Berzenci’de Şeh İsa ve Şeyh Musa Berzenci türbeleri.

24- Miri Sur, Süleymaniye’ye bağlı Seyid Sadık kazasında.

25- Pir Mensur, Süleymaniye’de.

26- Pir Mehemed Şarezuri, Halepçe’de.

Ve Hawar, Halepçe, Şarezur ve öteki yerlerde bulunan onlarca ziyaret ve türbeler.

Kakayilere ait türbe, ziyaret ve mabedlerin bulunduğu yerler gözönünde tutulduğunda, kakayilerin Loristan, Kirmanşan ve Hewreman’dan Azerbaycan, Bağdat, Kerkük, Hanekin ve Musul’a kadar olan coğrafyada var oldukları ve olmaya devam ettikleri görülür. Kakayiler buralarda çoğunlukla vardılar, az ya da çok, şu anda da etkinler.

Bazı güvenilir kaynakların Yarsanların yaşadıkları kent ve bölgelerle ilgili listelerine bakarsak, aşağıdaki harita çıkar karşımıza. Kuşkusuz Kakayiler aşağıda belirtilen yerlerde çoğunluğu oluşturmuyorlar, ama az da olsa varlar. Güneyden Kuzeye doğru:

1- Ahvaz (Huzistan), Körfez sahillerinde de Kakayiler var, sayıları Ahvaz kentinde bir hayli fazladır ve “Muşe Eşeyi” olarak tanınırlar.

2- Kent ve bölgelerinin önemli bir bölümü ile Loristan, örneğin Lekistan’da Kakayiler çoğunluktadırlar.

3- Şiraz kenti ve çevresi, Bahtiyar bölegesinin bir bölümü.

4- Bir hayli Kakayinin yaşadığı Kirmanşan kenti ve çevresi.

5- Hamedan ve çevresinden Gazvin’e kadar olan bölge.

6- Bu arada Tahran’ı unutmamak gerekir. Şehir merkezin’de Kereç, Heştgird gibi çevre kentler ile Sava ve Qum’a kadar olan bölgede.

7- Calus’da, Mezanderan ve Sari’de. Özellikle de Gilan vilayetinde birarada bulunan 70’den fazla köyün sakinleri Kakayidirler.

8- Hewreman Bölgesi. Bu bölge Kakayilerin en eski yerleşim birimi ve hareket alanıdır. Öyle ki Sultan Sehak “Hewreman Şahı” olarak da bilinir. Hewraman’ın Doğusundan Becar ve Zencan’a kadar, Batısında, Hawar ve Halepçe’den Serezur, Çemçemal ve Kerkük merkezi ve çevresine kadar, Güneye doğru Dakuk, Hemrin Dağı etekleri, Kifri, Kelar ve Hanekin, Mendeli, Bağdat ve Orta Irak’ın bazı yerleri (Diyala ve Bakube vilayetlerinde Arap Kakayiler yaşıyorlar), Kuzeye doğru Hewler’e, Hebat kazası, Qerequş, Musul merkezi, Telafar ve Nemrud’a kadar olan coğrafya.

9- İran’ın Doğu ve Batı Azerbaycan eyaletleri ile eski Sovyet Birliği içinde yer alan Azarbaycan da Kakayilerin yaşadıkları alanlardır. Tebriz, Elihçi, Sofyan, Heştarud, Kurtdere, Ormiye kenti ve çevresi, Maku, İran Ermenistan sınırına kadar olan bölgede yer alan yüzlerce köy ve kazalarda da Kakayiler bulunmaktadır.

10- Türkiye’de, Rumeli, Dersim, Sivas, Erzincan, Karakoyunlu, Batı Anadolu, Urfa, Van, Hakkari ve öteki yerlerde.

11- Aşkabad, Araks, Elzabes, Pırd gibi eski Sovyetler Birliği kentlerinde.

12- “Zikri” olarak bilindikleri Afganistan’da, Mezarı Şerif ve çevresiyle diğer birkaç bölgede.

Şurda ya da burda küçük-büyük guruplar halinde yaşayan, bilinçsizlikten, korkudan veya bugün olduğu gibi kolayca biraraya gelememekten dolayı kimliklerinden habersiz yaşayan Yarsanlar vardır.

Daha önce de dediğimiz gibi, yukarıdaki yerleşim birimlerinden bahsetmemizdeki amaç, buralarda yaşayanların hepsinin Kakayi olduğunu söylemek değildir, amacımız bu yerlerde az ya da çok, Kakayi bulunduğunu belirtmektir.

Öte yandan Reenkarnasyon inanc gereği, Kakayiler kendilerini bir yere uzun bir süre bağlamazlar.

Kakayilerin sayısı

Şu ana kadar Kakayiler ile ilgili olarak detaylı bir nüfus sayımı yapılmamıştır. Tüm nüfus gözönüne alındığında sayıları Irak’ta azdır, Türkiye’de ve İran’da fazladır.

Yaşadıları coğrafyanın genişliğine dayanarak kakayilerin sayısını 5-6 milyon olarak tahmin edenler var. Bazıları bu rakamı az buluyor, “yaklaşık 8-9 Kakayi var” diyorlar.

Tarih, bazı gelenek ve görenekler

Yarsan inancına göre, bu inancın oluşum tarihi 3 aşamalıdır:

1- Belli olmayan, bilinmiyen aşama, alemin yaratıldığı gün.

2- Yarsan inancının köklerinin uzandığı Mitrayi, Zerdüşt ve öteki Hundu Aryan inançlarının dönemi ki bu dinler bundan 3500-4000 yıl önce ortaya çıkmışlardır. Yarsan inancının kültürel ve felsefi köklerinin Zervani, Mitrayi, Zerdüşt, Mani ve benzeri dinlere kadar uzandığını, ayrıca Brahmani, Budayi gibi Doğu innaçlarıyla etkileşim içine girdiğini gösteren onlarca belge, metin ve detaylı karşılaştırma vardır.

3- Kutsal İslam dininin ortaya çıkmasından sonraki, Reerkanasyon gereği bir kaç dönemden oluşan ve bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlı olan aşama.

a) İslamiyet sonrası ilk dönem Miladi 806 yılında Loristan’da Behlül Dana tarafından, Kürtçe’nin Gorani lehçesiyle yazdığı beyitlerle başladı. Behlül Dana böylelikle bugünkü Yarsan inancının temellerini attı. Behlül Dana, o dönemde yaranlarına,“gelin Kürd (İran) dinini yenileyelim” diyor. Yani bu inanç daha önce vardı, Mitrayi ve Zürdüşt inanç ve kültürü idi.

b) Behlül Dana’dan sonra Miladi 1014-1074 yılları arasında Loristan’da yaşayan “Mubarek Şah” olarak tanınan Şah Huşen gelir. Şah Huşen Yarsan merasimleri ve toplumsal sisteminde büyük değişiklikler gerçekleştirmiştir, müzik, sema ve eğlenceyi bu inanca katmıştır. Çünkü Zerdüşt, “alemin yaratılmasından amaç, sevgidir, sevinçtir” diyor.

c) Baba Nauz dönemi.

d) Baba Halil dönemi.

e) Hicri takvime göre 6. Yüzyılın başlangıcı ile ile 7. Yüzyılın başlangıcı arasında yaşanan Baba Serheng Dewdani dönemi. Baba Serheng Hewreman’da Şaho dağlarında yaşamıştır. Bu erenlerin, çevrelerinde yer alan bir gurup yaranı ve çağdaşı vardı.

f) Sultan İshak (Sehak) dönemi. Sultan İshak Miladi 1270-1400 yılları arasında yaşamıştır. Henüz araştırılmamış olan bu dönemin araştırılması gerekir.

Sultan Sehak Yarsan inancının en büyük yenileyicisi ve inancın bugüne kadar devam eden iç işleyişinin kurucusudur. Sultan İshak’ın bu dönemde meydana çıkması, bir isyan ve devrime dönüştü. Sultan İshak geniş bir bölgede etkin oldu. Ruhi mesajinın ışıkları Ahvaz’ın Güneyine, Loristan’a, Anadolu’ya, Azerbaycan’a, Kuzeye, Güneye, tüm İran’a yayıldı. Şehid edilmesinden sonra Hewreman’daki Şêxan köyünde defnedildi. Gömüldüğü yer başlıca ziyaretlerden biri, yarenlerinin yüz cevirdiği bir yer haline geldi. Yarsanlar her yıl, özellikle Sultan İshak türbesini ziyeret ederler, dini merasim yaparlar.

Sultan İshak, kutsal kitap Serencam’ı yazıp Yarsanlara bırakmıştır. Kakayiler en büyük piri Pir Binyamin’dir. Delil Davud, rehber, yol gösterici ve dara düşenlerin yardımına koşan, manevi güçlere sahip birisidir.

Sultan Sehak, dini inancını Pirdewer, Serencam, Davud ve Binyamin gibi dört temel üzerine kurmuştur.

Sultan Sehak’tan yüzyıl öncesine kadar, bir kaç aşama daha yaşandı. Birçok alim ve yenileyiciler peş peşe ortaya çıktılar, her biri dini inancın temeline tuğlalar koydular, onbinlerce kişiye yol gösterdiler, ki kısaca şunlardır.

a) Abidin Çaf ve Nergis Çaf dönemi (Hicri 730).

b) Baba Yadigar dönemi, Kirmanşan’da, Serene’de Dalaho dağlarında (Hicri 803).

c) Baba Yadigar dönemine denk gelen Şah İbrahim dönemi. Şah İbrahim, dini yaymak amacıyla Dalaho Dağları’ndan Bağdat’a gitmiş ve orada ölmüştur. Türbesi şu anda Bağdat’tadır.

d) Seyid Ekabir Hamoş (Seyid Hamoş) dönemi. Seyid hamoş Hicri 844 yılında Hewreman’a bağlı Şêxan köyünde dünyaya geldi.

e) Tak Tak Dervişleri ve Yari inancının açıklandığı dönem.

f) El Begi Çaf dönemi (Hicri 989-860). El Begi, Çaf(*) aşiretinden geleceği önceden bilmekle tanınmıştır.

g) Han Ateş, Han Elmas Loristani dönemi (Hicri 1073-1138). Geleceği önceden görebilen iki kardeştiler. Yarsan inancının iç düzenlemesinde önemli röl oynadılar.

h) Bave Haydar dönemi, Pirdewar dönemi sonrasında.

i) Ali kalender Dönemi.

j) Şaveş Quli dönemi.

k) Şah Heyas dönemi (Hicri 1125).

l) Kırmanşan Çımonabad bölgesinde Seyid Ferzi, Musul bölgesinde Şeyh Emir dönemi.

m) Herdewel Kakayi’nin “Kakayi Ünlüleri” adlı kıtabında geçen Dade Nezer dönemi.

n) Kirmanşan Bölgesi’nde, Miladi 1894 yılında dünyaya gelen Seyid Bırake dönemi.

Her dönemde Yarsan hareketine güç ve dinamizm kazandıran ermişler ortaya çıkmıştır.

Kadın

1- Yarsan inancında kadının yeri vardır. Kadın da erkek gibi, ruhi kemaliyetin en üst düzeyine ulaşabilir.

2- Kakayi inancına göre, Tanrı inancının ve canlıların ortaya çıktığı dönemlerde, 4 meleklerden birisi, en yüksek ruhi kemaliyete erişen bir kadındı.

Yarsan Defterleri ve metinlerinde yer alan Yarsan uluları arasında, en az 16 kadın ve kızın adı geçmektedir. Bunlardan bazıları saz çalıyor, bazıları Yarsan beyitleri söylüyor, bazıları da erkeklerle birlikte beyitler yazıp okuyorlardı.

Behlül Dana döneminden (Miladi 806) bu yakın zamana kadar geçen dönemde ortaya çıkan bazı “temiz” ve üst düzey kadınların adları şöyle:

- Celale Hanım Loristani (Hicri 406-468), büyük kakayi ermişi Şah Huşen’ın annesi, tarihte “oğlunu bekar kalarak doğurdu” diye yazıyor.

- Rihane Han Loristani (Hicri 570).

- Fatma Lori Goran, Baba Tahir Hamedani’nın eşi, Miladi 1000 yılın başında Hemedan’da ortaya çıktı.

- Liza Hanım Çaf, Hicri 5. Yüzyılda, Şarezur’da dünyaya geldi.

- Daye Turezi Hewrami, Hicri 4. Yüzyıl başında, Hewreman’da dünyaya geldi.

- Daye Hezani Sergeti, Hicri 5. Yüzyılın başlarında, Hewreman’ın güneyinde, Halepçe’ye yakın Serget köyünde yaşadı.

- Nergis Hanım Şarezuri (Çaf), Hicri 813 yılında Şarezur’da dünyaya geldi, 63 yaşında iken Hewraman’ın Şexan köyünde vefat etti.

- Şemine Hanım Çaf, Kake Abidin’in annesi.

3- Kakayilikde çok eşlilik değil tek eşlilik esasdır. Ayrıca boşanma yoktur. Ama toplumsal değişimlerin ve çevrenin etkisiyle Kakayiler arasında çok evlilik ve boşanma da boy vermiştir.

4- Her ülkenin yasaları uyarınca resmi nikah kılınır, bunun yanısıra evliliğe meşruiyet kazandırmak amacıyla özel dini merasim de yapılır.

5- Kadın, miras dahil her konuda erkek ile eşittir. Ayrıca kadın ve kızların eğitim görme hakkı vardır. Zerdüşt kızların eğitimine büyük önem vermiş ve bu işe kendi kızı Pure Çesip ile başlamıştı.

6- Esasında Kakayi kadınlar makyaj yapmazlar, ama toplumsal ilerleme bu durumu da değiştirdi.

- Reerkarnasyon ile erkek ve kadın ruhunun eşitliği inancı gereği, kadın alt düzeyde görülmez. Çünkü kadın, ruhsal kemaliyet konusunda erkekten daha ileri bir düzeyde olabilir.

Bazı merasim, örf ve adetler

1-

Namaz, sofilik akımların çoğunda olduğu gibi, toplu olarak, dua ve yakarış çemberi oluşturularak kılınır. Kamaliyete erişmek isteyenler, pir veya alimlerin gözetiminde ferdi namaz kılabilirler. Her dini toplantıda, pir ve halifenin bulunması önemlidir.

2- Kakayiler dini merasimlerde başta tembur olmak üzere def, şımşal ve öteki müzik aletleri çalarlar, özel olarak bestelenmiş beyitler okurlar. Zerdüşt döneminden kaldığı ileri sürülen 82 makamın varlığından bahsedilir.

3- Dini toplantı öncesi abdest alınır, vucut ve elbiseler temiz olmalıdır.

4- Bazen ve bazı yerlerde kadın ve kızların da dini toplantılara katılmasına, müzik aleti kullanıp, beyit söylemelerine izin verilir.

5- Diğer guruplar gibi Kakayiler de bıyık bırakırlar. Bazıları saç ve sakalını uzatır. Ama toplumsal değişim, bu adeti de giderek değişime uğratıyor.

6- Pirdewer (Sultan İshak’ın Hewreman’daki türbesi) hacın yerini tutar.

7- Sadece 3 gün oruç tutarlar.

8- Newroz, Kakayilerin en önemli bayramıdır. Ayrıca Kurban ve Ramazan bayramlarına da tam bir saygı gösterirler, birbirini kutlarlar, Kakayi olmayanlara kutlama ziyaretine giderler.

9- İbrahim Peygamber ve eski dinlerden kalan kurban kesimi vardır.

10- Aryani dinlerden kalan, “söz verme”, and içme” merasimi vardır. Amacı kardeşliktir, toplumsal ve ruhsal ilişkilerin güçlendirilmesidir.

11- Kakayiler, vefat edenin başında İslami talkinin dışında, özel dualarını da okurlar.

12- Çocuğun dünyaya gelmesinden belli bir süre sonra düzenlenen bir merasim ile çocuğa adı verilir ve küçük çapta bir eğlence düzenlenir.

13- Erkek çocuklar, daha küçü yaşta iken sünnet edilirler.

14- Yarsanlardaki helal ve heram anlayışı, İbrahimi dinlerde, Yahudilik, Hırıstıyanlık ve İslamiyette olduğu gibidir.

Sonuç

Kakayiler, dualarının dili, toplumsal durumlarının gerektirdiği bazı örf ve adetlerinin dışında, diğer insanlardan farklı şeylere sahip değildirler. Bazı örf ve adetleri bölgeden bölgeye değişmiştir. Merasimlerini, örf ve adetlerini gizlemelerinin nedeni, kendilerini uygunsuz adlarla anan, iftiralar da bulunan çevrelerinden gelen baskı olabilir. Bu baskı Yarsanların kendilerini tecrit edip içe kapanmasına, kendilerini doğal olmayan, garib olarak görmelerine, çevrelerine karşı güvensiz ve kuşkulu olmalarına yol açtı.

Kakayilere tabii bir gözle bakılmasının, kürdistan toplumunun Kakayilere kucak açıp farklılıkları gidermesinin zamanı gelmiştir.

Kaynaklar

a) Kakayi yazar ve araştırmacılar tarafından Kürtçe ve Farsça olarak yazılıp basılan kitaplar:

1- Şahnameyi Hakikat, Hacı Nimetullah Çayhun Abadi, İranoloji Bölümü, Paris, Dr. Mehemed Mukri’nin araştırması, Paris, Hicri 1350, Farsça.

2- Nur Ali İlahi, Bırhan Elhak, Farsça, 3. Baskı, Tahuri Kitabevi, Tahran, Hicri 1354

3- Seyid Mehemed Hüseyni, Büyük Divan, derleme, Bağı Ney Yayınları, Kirmanşan Hicri 1382, Kürtçe.

4- Dr. Gulmurad Muradi, Ehli Hak felsefesi ve tarihine bir bakış, Farsça, Erzan Yayınları, isveç, Miladi 1990.

5- Dr. Mehemed Mukri, Seyad Yelahi ve Şabaz Ezeli, (Damyar dönemi), Wiesbaden-Almanya, Herasutis yayınları, Miladi 1967.

6- Teyib Tahiri, Serencamın terihi ve felsefesi, derleme-araştırma, Kürtçe ve Farsça, Aras Yayınları, Hewlêr, Miladi 2009.

7- Mecid Qas, Remzyari, derleme-yazım, Kirmanşan Miladi 1979.

8- Mecid Qas, Ayini Yari, derleme-yazım, Kımanşan Hicri 1358.

9- Mecid Qas, Enderzi Yari, derleme-yazım, Kirmanşan, Miladi 1980.

10- Herdewil Kakayi, Kakayi şair ve ünlüler, Bağdat, Miladi, 1990.

11- Dr. Baram İlahi, Kemaliyet yolu, Farsca ve Yarsan bakış açısıyla irfan konusunda 4 ayrı kitabı.

12- Henüz basılmayan Kakayi elyazmaları.

b) Kakayi olmayanların yazdıkları ama Kakayilerin bir noktaya kadar kabul ettikleri önemli kaynaklar.

1- Sadık Sofizade (Borakeyi), Serenacam Mektubu (Kelami Hezane), Hermend Yayınları, Tahran Hicri 1375.

2- Sadık Sofizade’nin önemli kitap ve makaleleri.

3- Mehirdamadi İzedi, Kürdler ile ilgili 14 bölümlük kitabının Yarsan ile ilgili kısmı, Kürtçe, Serdem Yayınları, Süleymaniye Miladi 2007.

4- Mehmet Bayrak, Aleviler ve Kürtler, Türkçe, Yarsan kültürü ve tarihine ilişkin bölümü, Miladi, 1997.

5- Şu kişilerin kitap, makale ve araştırmaları: Mehemed Mukri (Paris), Sadık Sofizade, Mehmet Ali Sultani, Dr. Cemal Nebez, Minorsky, Reşid yasmi, C. Y. Palack, Laibzig Almanya Hicri 1865, M. Hewrami, Eyüb Rüstem. W. M. Jawkovisky Murad Avreng, Vladimir Aleks Yung İvanov, Miladi 1886 ve birkaç diğer kaynak

6- Ansiklopediler. İslam ansiklopedilerin böyük çoğunluğunda Ehli Hak (Kakayi, Yarsan) bölümünde, “İslam aleminde bir sofi topluluğu” olarak behsediliyor.

7- Eldiyan Elalami Ansiklopedisi (Dünya Dinleri Ansiklopedisi). En yeni ve önemli bir ansiklopedidir. Arapçası 2000-2001 yılında çıktı. Ediot Creps İnt. tarafından Almanca, Fransızca ve Arapça basıldı. Kırktan fazla araştırmacı ve din adamının çalışması olan bu ansiklopedi 10 cilt halinde çıktı. Tüm dünya dinleri hakkında olan bu ansiklopedinin İslamiyet ile ilgili bölümü, Mısır Ezher Üniversitesi’nden, İran ve Suudi Arabistan’dan din adamlarının yardımıyla hazırlandı. İslam aleminde Sofilik ve Sofi gurupları başlıklı bölümde 58 guruptan bahsediliyor. Ansiklopedinin 58 bölümü ehli Hak-Kakayilere ayrılmış. Bu bölümde Kakayi inancının özellikleri detaylı bir biçimde, Kakayilerin kendilerini ifade ettiği tarzda nlatılıyor ki, bu makalenin içeriği gibidir. İslam ansiklopedileri içinde Kakayi inancının özüne en yakın yorumu, bu ansiklopedide yapılmıştır.

Çeviren: Mesud Tek

(*) Çaf, Sınırın İran ve Irak kesiminde yerleşmiş olan Kürdistan’ın en büyük aşiretlerinden biri.

Deng Dergisinin 85. sayısından alınmıştır.

 

Yazarlar

Erzincan /Mercan Surbahan ve çevre köyleri bir zamanlar Ermeni yerleşim bölgeleriydi. Dersimli
Süryani halkının yangınlarına değilse de yüreklerine su serpemediğimiz için utanıyorum.
Günümüzde Aleviler dahil olmak üzere Batını Dinlerce sayılan/kullanılan ne kadar kavram va
Egemenler her dönem kendi egemenliklerini destekleyen, egemenliklerinin ideolojik kılıfı olara
Raa Haqi/Riya Heqi ya da Hakikat Yolu’nun Takipçileri, yani Kürt-Kızılbaş Aleviler, yani De
"Gurbet içinde gurbeti kanıksatmak isterler bize.. Kanıksamayız, istemeyiz ve dert olmaya, diz
 Giresunlu Topal Osman Ağa'nın yeğeni olduğunu söyleyen "Şair-Yazar" Mehmet Şakir SARIBAYR
Bu yıl başlarında çalışmalarını başlattığımız 4K Kollektifi ve www.4k-haber.com proje
‘4K’, devlet sisteminin hedefi olan ve en az diğer ‘K’ lar kadar ezilen, yok sayılan, ö

Sponsorlar

Design by JoomlaSaver
Cookies make it easier for us to provide you with our services. With the usage of our services you permit us to use cookies.
Ok