Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) tarafından her iki ayda bir düzenli olarak yayımlanan ‘Semah Dergisi’ nin Eylül / Ekim sayısı çıktı.



 Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) tarafından her iki ayda bir düzenli olarak yayımlanan ‘Semah Dergisi’ nin Eylül / Ekim aylarını kapsayan 41. Sayısı ‘Kerbeladan Günümüze Evlâd-ı Kerbelâ'yık; Bî-Hatayık; Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir" manşeti ile okuyucusuyla ile buluştu.

6 Yıldır FEDA tarafından düzenli olarak yayımlanan Semah Dergisi’nin 41. Sayısını yayına hazırlayanlar ve yayın kurulu ise Ayten Şimşir, Ali Köylüce, İrfan Dayıoğlu, Hüsnü Çavuş, Jinda Deniz, Demir Çelik, Şahin Polat ve Şenol Hantekin oldular.

Almanya başta olmak üzere, Fransa, Avusturya, İngiltere ve İsviçre gibi Alevilerin yoğun olarak yaşadıkları ülkelerde gerek ‘Temsilcilikleri’ ve gerekse Dergahları aracılığı ile dağıtımı yapılan ‘Semah Dergisi’ne özellikle Almanya'nın bir çok kentinde FEDA’ya bağlı Dergahlardan ulaşmak mümkün.

Her zaman olduğu gibi Semah Dergisi sahifelerinde bu sayısında yine dolu ve oldukça güncel-aktüel konulara yer vermiş; ‘Kerbela olayı, Oruç ve Aşura’nın yanı sıra; Alevi örgütlenmeleri, Yaşadığımız dem, Pir yol ve erkanı bilmek, Kerbela ve Kadın, Yaşayan Alevi inancı ve bir süre önce aramızdan ayrılıp hakka yürüyen Meryem Deprem ile ilgili yazılar ile Semah Panaromada Alevilerin gündemi, sorunları vb konular içermekte..

Yine ‘Semah Dergisi’ 41. Sayısında birbirinden ilginç önemli makaleler, FEDA bünyesinde hizmet veren dergahlar ile (ülke ve diaspora dahil) bir bütün olarak Alevilerin gündemi, sorunları, çözüm önerileri, üzerindeki baskılar, asimilasyon politikaları ile diğer ‘Musayip’ dergahların faaliyetleri bulunuyor.

Kapağına, Kerbela ve Dersim Soykırımı ile ilgili bir fotoğraf ekleyen ‘Semah Dergisi‘ araştıma vb yazıları dahil, yorum ve haberleri ile 41. Sayıya katkı sunanlar ise aşağıda adı geçen Pirler, Analar, araştırmacılar ve yazarlardan oluşuyor;

Erdoğan YALGIN; İmam Hüseyin, Oruç, Aşure ve Bazı Tarihsel Gerçeklikler

Hüsnü ÇAVUŞ; Alevilerin Kerbela’ya Ağlaması Bir Çelişkimidir?

Zeynel KETE; Yaşadığımız Dem

Ferhat KIZILIRMAK; Alevi Örgütlerinin Seçim Politikaları ve Stratejileri

Dilşah DENİZ; Aleviliğin Türk İslam Sentezine Uyarlı Yeniden İnşası, Üretilen Yazılı Kaynaklar ve BU Aşamada Akademianın Rolü Üzerine

Şenol HANTEKİN; Pirini Bilmek Kendini ve Hakikatı Bilmektir

Mehmet KABADAYI; Kerbeladan Günümüze Katliamlar Kronolojisi

Ayten ŞİMŞİR; Kerbela ve Kadın

Hüseyin OZAN; Ulus Devlet Kıskacında Raa Haqi, Hak Yol Toplumsallığı

Ali KÖYLÜCE; Yaşayan Alevi İnancında Kerbela, Matem, Aşure ve Değerler

Can KASAPOGLU; Semah Panaroma

Nuray BAYINDIR-İrfan DAYIOĞLU; Meryem Deprem Anayı Kaybettik

Zeynep SEVİNÇ; Sirac-ı Ölüm!

Derginin Yazışma ve isteme Adresi ise şöyle;
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Semah Dergisi
Overfeldweg 34a
51371 LEVERKUSEN / Almanya

newededersim.com

Öcalan, açlık grevlerinin sonuçlandırılmasını istedi
Öcalan, açlık grevlerinin sonuçlandırılmasını istedi
Selahattin Demirtaş - Enseyi karatmanın gereği yok
Selahattin Demirtaş - Enseyi karatmanın gereği yok
Nobel Barış Ödülü Nadia Murad ve Denis Mukwege’ye verildi
Nobel Barış Ödülü Nadia Murad ve Denis Mukwege’ye verildi
'SEMAH DERGİSİ' EYLÜL / EKİM SAYISI ÇIKTI
'SEMAH DERGİSİ' EYLÜL / EKİM SAYISI ÇIKTI
EDEBİYAT VE SANATIN SEVENLERİYLE BULUŞTUĞU BİR İLK
EDEBİYAT VE SANATIN SEVENLERİYLE BULUŞTUĞU BİR İLK
Erdogan NOT welcome!
Erdogan NOT welcome!
Dersim Türk devleti tarafından yakılıyor!
Dersim Türk devleti tarafından yakılıyor!
AĞITLARIN DİLİYLE DERSİM 38!
AĞITLARIN DİLİYLE DERSİM 38!
700 Hafta geçti, tükenmedi Umudum!
700 Hafta geçti, tükenmedi Umudum!
FEDA'dan bayram mesajı
FEDA'dan bayram mesajı
Ellwangen Çağrısı, Alassa Mfouapon Almanya’ya dönsün!
Ellwangen Çağrısı, Alassa Mfouapon Almanya’ya dönsün!
Dersim kurumlarından ortak tavır
Dersim kurumlarından ortak tavır
Öcalan, açlık grevlerinin sonuçlandırılmasını istedi

2 Mayıs'ta 8 yıl aradan sonra İmralı'da avukatlarıyla görüşen Abdullah Öcalan, açlık grevlerinin sonuçlandırılmasını istedi.

Abdullah Öcalan’ın avukatları, İstanbul Taksim Hill Otel'de basın açıklaması yaptı.

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarının yaptığı açıklama şöyle:

KAMUOYUNA DUYURU

İçinden geçtiğimiz tarihi süreçte derin bir toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç vardır.
Sorunların çözümünde her türlü kutuplaşma ve çatışma kültüründen uzak, demokratik müzakere yöntemine şiddetle ihtiyaç vardır.

Türkiye'nin ve hatta bölgenin sorunlarını, başta savaş olmak üzere, fiziki şiddet araçlarıyla değil, yumuşak güçle yani akıl, politik ve kültürel güçle çözebiliriz.

İnanıyoruz ki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kapsamında Suriye'deki sorunların çatışma kültüründen uzak durularak; içinde bulundukları konumun, durumun Suriye'nin bütünlüğü çerçevesinde Anayasal güvenceye kavuşturulmuş yerel demokrasi perspektifinde çözüme ulaştırılması amaçlanmalıdır. Bu bağlamda Türkiye'nin hassasiyetlerine de duyarlı olunmalıdır.

Cezaevleri içindeki ve dışındaki arkadaşların direnişlerine saygı duymakla birlikte, sağlıklarını tehlikeye atacak ve ölümle sonuçlandıracak konumlara taşıracak noktaya taşımamalarını önemle belirtmek isteriz. Bizim için onların akli, fiziki ve ruhi sağlıkları her şeyin üstündedir. Ayrıca en anlamlı yaklaşımın zihinsel ve ruhi duruşun geliştirilmesiyle bağlantılı olduğuna inanıyoruz.

Bizlerin İmralı'daki duruşu, 2013 Newroz Bildirgesinde belirttiğimiz ifade tarzının daha da derinleştirerek ve netleştirerek sürdürme kararlılığındadır.

Bizim için onurlu bir barış ve demokratik siyaset çözümü esastır.

İmralı'daki duruşumuz nedeniyle merak eden, tavır koyan herkesi saygıyla anarken, yüksek bir teşekkürü de borç biliriz.
 
A. ÖCALAN     H. YILDIRIM    Ö. H. KONAR    V. AKTAŞ

Selahattin Demirtaş - Enseyi karatmanın gereği yok

Tamam, çok da “neşeli günlerden” geçmediğimiz doğru. Ama bu gibi dönemlerde topluma öncülük etmesi beklenen aydın, sanatçı, akademisyen, siyasetçi çevrelerindeki yaygın karamsarlığı, kötümserliği anlamak da mümkün değil. Baskı ve zorbalık uygulamaları ile tarihte ilk kez karşılaşan insanın şaşkınlığını yaşamanın da alemi yok.



Yakın geçmişimiz dahil, insanlık tarihi bunun daha beterlerinin sayısız örnekleriyle doludur. Zulüm payidar olduğunda direniş olmuş, direniş olunca da zulüm bitmiştir. Direniş ne kadar erken ve büyük olmuşsa, zulmün ömrü o kadar kısa olmuştur. Bunun ülkemizde de böyle olacağını bilmek için kahin olmaya gerek yok. Ancak insan bu karamsarlık halini görünce yine de hayret ediyor işte. Lazım olduğunda kullanmayacaksak ayrıca, bu kadar şiiri, romanı, tarihi, bilimi niye okuyoruz; bu kadar direniş geleneğini niçin öğreniyoruz?

“Yürü üstüne üstüne

Tükür yüzüne celladın…” diyen Ahmed Arif’i;

“Yani içeride on yıl, on beş yıl

daha da fazlası hatta

geçirilmez değil

geçirilir

kararmasın yeter ki

sol memenin altındaki cevahir” diyen Nâzım’ı ne diye okuyoruz peki?

Zor günlere hazırlık olsun diye okuyorsak, tam da o günlerdeyiz işte. Enseyi karatmanın gereği yok. Mevcut faşizan düzene itiraz eden, isyan eden milyonların varlığından emin olmamıza rağmen, bu potansiyele öncülük yapmaktan imtina etmek “ilerici” duruşa sahip hiç kimseye yakışmaz.

1536 yılının İsviçre’sinde, dinde reform yapsın diye “papaz hatip” mezunu bir din adamı olan Calvin, Cenevre’ye davet edilir. Kilise meclisinin yaptığı bu davete uyan Calvin, daha sonra başlattığı “reform” hareketi ile Cenevre’de tam bir diktatörlük inşa eder.

Onun döneminde çıkarılan “KHK”ler ile kadınların elbise boylarından elbise fırfırlarına, yenilmesi uygun olan “caiz yemekler” listesine; kutsal olmayan şarkıların yasaklanmasından, çerez-marmelat türü şeylerin günah ilan edilmesine kadar günlük yaşama dair birçok düzenleme kilise meclisince yayınlanır.

 Tiyatro, eğlence, halk şenlikleri, dans, buz pateni, papaz kıyafetine benzemeyen bütün kıyafetler; erkeklere uzun, saç kadınlara kabartılmış kıvrılmış saç, altın ya da gümüş takı, düğme, şerit, dantelli başlık, eldiven, açık ayakkabı; kümes hayvanları, yerli halkın lokantada yemek yemesi; her türlü sanat, azizlerin resim ve heykelleri, müzik, İncil’de geçmeyen çocuk isimleri, Paskalya ve Noel kutlamaları; Calvin’e yönelik her türlü eleştiri ve daha yüzlerce yasak için yeni “KHK”ler çıkarılır (Kış lastiğine dair KHK ise çok çok sonraları bir başka ülkede yayımlanacaktır).

Reform yapsın diye kendi elleriyle getirdikleri Calvin 25 yıllık iktidarında Cenevrelileri tam anlamıyla karanlığa boğar. Calvin döneminin etkileri sonraki 2 yüzyıla da sirayet eder. Bu 2 yüzyılda, Cenevre’de üretilmiş neredeyse tek bir sanat veya edebiyat eseri yoktur. Çünkü Calvin’e karşı toplumsal bir direniş geliştirilememiştir. Aynı zamanda Calvin’in arkadaşları olan Michele Serveto ve Sebastian Castellio dışında kimse itiraz etmeye cesaret edememiştir. İtiraz tekil olunca Calvin, Serveto’yu diri diri yaktırmış, Castellio’yu ise ömrünün sonuna kadar sefaletle, açlıkla “terbiye etmeye” çalışmıştır.

Bizde ise halkın ekseriyeti mevcut baskı düzenine kesinlikle karşıdır ve kabul etmemekte, boyun eğmemekte kararlıdır. ‘Bu halktan bir şey çıkmaz’ diyenler, halkın gücünü hafife alanlar geleceği asla inşa edemezler.

1619 yılında Fransa’da patates yasaklanır (evet, bildiğiniz patates). Çünkü patatesin cüzzama neden olduğuna inanılır. Oysa cüzzam Avrupa’nın en eski hastalığıydı. Patates ise sadece bir asır önce, 1500’lü yılların başında Peru’dan gelmişti Avrupa’ya. İşte bu Fransızlar, yani kıtlıktan, açlıktan kırılırken bile patates yemeyen Fransızlar, 1789’da dünya tarihinin en büyük devrimlerinden birine imza attılar

Her halükarda halka, özgücümüze güvenerek, her gün umudu büyütmek ve zulme karşı direnmenin öncüsü olmak zorundayız. Kötülük ve zalimlik ancak uygun ortamlarda yayılır. Bunlar için en uygun ortam da korku iklimidir. Korkuya teslim olmadan, bedel ödemeyi de göze alarak iyiliği, özgürlüğü her koşulda savunmak tarihi misyonumuz, borcumuzdur.

Mitolojiye göre yaratılan ilk kadın Pandora’dır. Prometheus ateşi çalıp insanlara verince, tanrıların tanrısı Zeus öfkeden çıldırır ve insanları cezalandırmak için güzel bir kadın yapılması emrini verir. Bu görevi ateş tanrısı Hephaistos yerine getirir. Tanrılar Pandora’yı yaratıp muhteşem güzelliklerle süsledikten sonra onu Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a eş olarak yeryüzüne yollarlar. (Plana bak!) Yani Pandora, Prometheus’un yengesidir artık. Bu arada tanrılar bütün acıları, kötülükleri bir fıçıya doldurmuş, fıçıyı da Pandora’ya vermişlerdir. İçini merak ettiği için Pandora fıçıyı açar (zaten açsın diye vermişlerdir ya) bütün üzüntüler, felaketler fıçıdan dünyaya yayılır. Fıçının içinde sadece “umut” kalır. Yerini biliyoruz en azından. Pandora’nın Kutusu’ndan kötülük yayıldı diye panikleyeceğimize, kutudaki umudu çıkaralım yeter. O da yayılıyor çünkü.

Siz kimsiniz de bu düzeni değiştireceksiniz diye soran olursa; “Fakiriz biz olum! Bir elimizle pantolonumuzu tutmazsak düşüyor. İki elimizi birden kaldıramıyoruz; teslim olmayı da bilmiyoruz o nedenle. Ayrıca Nâzım yazmış şiirimizi, Yılmaz çekmiş filmimizi zaten, halkız biz ulan!” deyiverin.

Bir de benden “selam” söyleyin, tanır beni.

Nobel Barış Ödülü Nadia Murad ve Denis Mukwege’ye verildi

2018 Nobel Barış Ödülü, Êzidî Kürd insan hakları savunucusu Nadia Murad ve Kongolu jinekolog Dr. Denis Mukwege’ye verildi.

2018 Nobel Barış Ödülü, tecavüzün savaşlarda bir silah olarak kullanılmasını engellemek amacıyla yürüttükleri çalışmalardan dolayı Kongolu jinekolog Dr. Denis Mukwege ve Êzidî insan hakları savunucusu Nadia Murad'a verildi.

Nobel Ödülü'yle ilgili yapılan açıklamada, "Her ikisi de bu tarz savaş suçlarına dikkat çekilmesine ve bunlarla mücadele edilmesine odaklanan çabalara önemli katkılar yaptı" denildi.

Nadia Murad Kimdir?

2014’te DEAŞ militanları tarafından Irak’taki köyünden kaçırılıp cinsel seks kölesi yapılan Ezidi aktivist Nadia Murad Nobel Barış Ödülü'nün sahibi oldu. Nadia Murad 12 ay süren esaretin sonunda Musul kurtarıldıktan sonra köyüne dönmüştü.

Şengal’de kaçırılan 6 bin 300 kadın ve genç kızdan biri olan Murad, Şengal’in yakınlarındaki Koço köyü sakinlerindendi. 400 bin Ezidi'nin yaşadığı bölgede kaçırılanlar arasında yer alan Murad, aylarca örgüt mensupları tarafından Musul'da cinsel saldırı ve işkenceye maruz kaldı.

BM'DE GÖREV YAPIYOR

Nobel Barış Ödülü'nü alan Murad, George Clooney'in eşi Amal Clooney ile BM'de yaşadıklarını anlatmış, bir kitap yazmış ve BM İyi Niyet Elçisi olmuştu. 23 yaşındaki genç kız halen Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi'ne (UNODC) çalışıyor ve insan ticareti mağdurlarının sorunları ile ilgileniyor.

AĞUSTOS AYINDA NİŞANLANDI

Ezidi Kürt aktivist Nadia Murad aradığı aşkı geçtiğimiz günlerde Almanya'da bulmuştu. Nadia ailesiyle birlikte Almanya'ya yerleştikten sonra burada hayatının aşkını da bulan Ezidi Kürt aktivist, ABD ordusunda tercüman olarak çalışan ve genç kızın yeniden hayata dönmesinde büyük rol oynadığı belirtilen Abid Shamdeen ile nişanlanmıştı.

 

4K-HABER MERKEZİ

'SEMAH DERGİSİ' EYLÜL / EKİM SAYISI ÇIKTI

Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) tarafından her iki ayda bir düzenli olarak yayımlanan ‘Semah Dergisi’ nin Eylül / Ekim sayısı çıktı.



 Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) tarafından her iki ayda bir düzenli olarak yayımlanan ‘Semah Dergisi’ nin Eylül / Ekim aylarını kapsayan 41. Sayısı ‘Kerbeladan Günümüze Evlâd-ı Kerbelâ'yık; Bî-Hatayık; Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir" manşeti ile okuyucusuyla ile buluştu.

6 Yıldır FEDA tarafından düzenli olarak yayımlanan Semah Dergisi’nin 41. Sayısını yayına hazırlayanlar ve yayın kurulu ise Ayten Şimşir, Ali Köylüce, İrfan Dayıoğlu, Hüsnü Çavuş, Jinda Deniz, Demir Çelik, Şahin Polat ve Şenol Hantekin oldular.

Almanya başta olmak üzere, Fransa, Avusturya, İngiltere ve İsviçre gibi Alevilerin yoğun olarak yaşadıkları ülkelerde gerek ‘Temsilcilikleri’ ve gerekse Dergahları aracılığı ile dağıtımı yapılan ‘Semah Dergisi’ne özellikle Almanya'nın bir çok kentinde FEDA’ya bağlı Dergahlardan ulaşmak mümkün.

Her zaman olduğu gibi Semah Dergisi sahifelerinde bu sayısında yine dolu ve oldukça güncel-aktüel konulara yer vermiş; ‘Kerbela olayı, Oruç ve Aşura’nın yanı sıra; Alevi örgütlenmeleri, Yaşadığımız dem, Pir yol ve erkanı bilmek, Kerbela ve Kadın, Yaşayan Alevi inancı ve bir süre önce aramızdan ayrılıp hakka yürüyen Meryem Deprem ile ilgili yazılar ile Semah Panaromada Alevilerin gündemi, sorunları vb konular içermekte..

Yine ‘Semah Dergisi’ 41. Sayısında birbirinden ilginç önemli makaleler, FEDA bünyesinde hizmet veren dergahlar ile (ülke ve diaspora dahil) bir bütün olarak Alevilerin gündemi, sorunları, çözüm önerileri, üzerindeki baskılar, asimilasyon politikaları ile diğer ‘Musayip’ dergahların faaliyetleri bulunuyor.

Kapağına, Kerbela ve Dersim Soykırımı ile ilgili bir fotoğraf ekleyen ‘Semah Dergisi‘ araştıma vb yazıları dahil, yorum ve haberleri ile 41. Sayıya katkı sunanlar ise aşağıda adı geçen Pirler, Analar, araştırmacılar ve yazarlardan oluşuyor;

Erdoğan YALGIN; İmam Hüseyin, Oruç, Aşure ve Bazı Tarihsel Gerçeklikler

Hüsnü ÇAVUŞ; Alevilerin Kerbela’ya Ağlaması Bir Çelişkimidir?

Zeynel KETE; Yaşadığımız Dem

Ferhat KIZILIRMAK; Alevi Örgütlerinin Seçim Politikaları ve Stratejileri

Dilşah DENİZ; Aleviliğin Türk İslam Sentezine Uyarlı Yeniden İnşası, Üretilen Yazılı Kaynaklar ve BU Aşamada Akademianın Rolü Üzerine

Şenol HANTEKİN; Pirini Bilmek Kendini ve Hakikatı Bilmektir

Mehmet KABADAYI; Kerbeladan Günümüze Katliamlar Kronolojisi

Ayten ŞİMŞİR; Kerbela ve Kadın

Hüseyin OZAN; Ulus Devlet Kıskacında Raa Haqi, Hak Yol Toplumsallığı

Ali KÖYLÜCE; Yaşayan Alevi İnancında Kerbela, Matem, Aşure ve Değerler

Can KASAPOGLU; Semah Panaroma

Nuray BAYINDIR-İrfan DAYIOĞLU; Meryem Deprem Anayı Kaybettik

Zeynep SEVİNÇ; Sirac-ı Ölüm!

Derginin Yazışma ve isteme Adresi ise şöyle;
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Semah Dergisi
Overfeldweg 34a
51371 LEVERKUSEN / Almanya

newededersim.com

EDEBİYAT VE SANATIN SEVENLERİYLE BULUŞTUĞU BİR İLK

Gül Güzel, Stuttgart, 16.09.2018

Komünist, Kürt, Kızılbaş, Kadın kollektifi Stuttgart’ta bir ilke imza attı.

4K Kollektifi olarak 16 Eylül’de Stuttgart, Bruckwiesenweg 10, ABZ merkezinin salonunda düzenlediği ‘’İmza ve Tanışma günü’’ne edebiyat ve sanat severler katılarak, anlamlı bir gün yaşadılar. Devrim şehitlerinin bir dakikalık anılmasından sonra başlayan programın zenginliği kadar, renkliliği ve bu şekliyle bir ilki teşkil etmesi oldukça anlamlıydı. Programın sunuculuğunu yapan Ayten Şimşir okuduğu şiir ve metin ile, 4K insiyatifinin de amaç ve hedef çizgisini belirledi.

4K kollektifi, doğdukları topraklarda inkarcı siyasal sistem, egemen ulus, egemen din, ve egemen eril güç tarafından çeşitli biçim ve boyutlarda ezilen KÜRT, KIZILBAŞ, KOMÜNİST ve KADIN kimliklerine ait, Avrupa’da yaşamak zorunda kalan bir grup insanın gönüllü birliği ile oluşan mücadele platformudur. Resmi ideolojinin adı geçen kimliklere karşı yürüttüğü ve soykırıma varan savaşa karşı yürütülen özgürlük ve sınıf mücadelesi sonucunda Dünya’nın dört bir tarafına yayılmış, birbirinden kopuk durumda yaşayan, adeta Don Kişot misali üretim mücadelesi veren, sanatçı, yazar ve gazeteciler olarak; kendi çalışmalarımızı eser ve yapıtlarımızı kapitalist medya ve üretim ilişkilerine alternatif olarak  paylaşmamız önündeki engelleri aşmak için kurduğumuz ‘’4K İnsiyatifi ‘’ olarak tüm dost ve yoldaşlarımızla  emeklerimizi birleştirmek ve paylaşmak için bu gün buradayız ! ‘’Emek en yüce değerdir, bizler emeklerimizi pay ederek çoğaltmayı hedefliyoruz’’ ilkesi ile yola çıkan arkadaşlarımız bu düşünce ekseninde ilk olarak www.4k-haber.com sitesinde bir ön çalışma yaparak, üreten dostların eserlerini tanıtma da öncelik edecek bir haber kollektifi sitesi kurduk. 4K; BM ve EU tarafından tanımlanmış hükümetler ve siyasal odaklardan bağımsız kendi insiyatifinde bir kurum olmayı hedeflemektedir. 4K; pozitif ayrımcılığı temel ilke edinerek bu ayrımcılığı cinsler arasından ezen ve ezilen ilişkisinde görür ve tavır almayı hedefler. Pozitif ayrımcılık ilkesi ekseninde, başta Kadınlar, Kürtler, ve Aleviler için mücadele eden parti ve örgütler olmak üzere, ezilen halklar için eşitlik ve özgürlük mücadelesi veren kurum / kuruluşlarla iş birliği yapmayı hedeflemektedir.

‘’İşssizlerin, Ezilenlerin, Yoksulların, Acı çekenlerin, Ötekileştirilenlerin, Çöplükten ekmek toplayan yoksulların, At izinin it izine karıştığı,Seçim meydanlarında; Öldürülen çocukların analarının yuhalandığı; İktidar saldırılarının her geçen gün arttığı; Babaların ölen çocuklarını sırtında taşıdığı, İşçilere köleliğin dayatıldığı, Suçsuz insanların zindanlarda tutulduğu; Polisin gaz fişeklerinin çocuklarımızın kafasında patladığı; Öldürülen gençlerimizin acılarına yüreklerimizin yandığı; Hırsızlığın, Yalancılığın, Sahtekarlığın, İkiyüzlülüğün,  Utanmazlığın her türünün devletçe yaşatıldığı, halkların ortak mirası mal varlıklarına el konduğu  soysuz bir dönemden geçiyoruz !!

Şiddete, Baskılara, Gericiliğe, Sömürüye, Eşitsizliğe, Yolsuzluklara, Her türlü haksızlığa karşı durmak zorundayız !!

Karşı durmazsak eğer tehlikededir; İşimiz, Ekmeğimiz, Aşımız, Özgürlüğümüz!, Çocuklarımızın geleceği, Yaşam hakkımız tehlikededir!!!

Karşı durmazsak eğer tehlikededir; Kır çiçekleri, Kırmızı karanfil, Dalındaki kiraz, Yumurtadaki civciv, Kitaplar, Şiirler, Sanat,Ve bizi biz yapan kültürümüz; Tehlikededir; Özgür kuşlar, Yarin yanağı!! Hepimiz, hepiniz... Karşı durmadığımız, görmezden geldiğimiz her türlü haksızlık birlikte mücadele etmediğimiz zaman birgün bizi bulacaktır!!! ( RAGIP ÖZCAN)

Yazarlar tanıtıldı

Sunucu Ayten Şimşir, ‘’Emek en kutsal değerdir dedik ve yola çıktık, bugün sizlerle birlikte emeğimizi pay etmek için bir aradayız, Hoşgeldiniz dostlar’’ dedikten sonra programa katılan yazarları takdim ederek, sahneye çağırdı. Yazarlar olarak programa katılan Yurdagül Kılınç, Hasan Sağlam, Ali Usta, Can Kasapoğlu, Ozan Emekçi ve Gül Güzel kitaplarının kısa tanıtımını yaparak, kurdukları standlarda okuyucularıyla buluştular, kitaplarını imzaladılar. Heykeltraş Doğan Demir canlı performansı ile  Seyid Rıza’ın yumuşak kilden heykelini yaptı. Programın akışı içerisinde daha önce yapmış olduğu ‘’Serhildan’’ heykelinin de açılışını gerçekleştirdi.

Kültür programı

Edebiyat programı kadar kültür programı da hem Heykeltraş Doğan Demir’in heykelleri hem de programda yer alan sanatçı Zeynep Enhas, Veysel Aydın, Ozan Emekçi, Hasan Sağlam, Nebahat Çal, Pir İbrahim Kılavuz, Ali Öztürk, Berfin&Reber kardeşlerin yanısıra Kürt halkı özgürlük mücadelesinin büyük destekçisi Alman sanatçı Lukas Weisert’in de saz, gitar, ritim eşliğinde söyledikleri, ağıt, stran, şiir, ezgi, deyiş, marş ve halaylarla alışılagelmişin ötesinde renkli, canlı, yürek ve beyinlerde uzun zaman yer edecek bir kültür programı sunuldu.

4K plakatları

Yapılan edebiyat ve kültür programının son bölümünde 4K kollektifinin fikir anası ve finasörü Zarife Can- Eser heykeltraş Doğan Demir’e yaptırdığı Plakatları 4K emekçilerine, programa katılan bütün yazar ve sanatçılara armağan etti. Büyük bir heyecan ve coşkunun yaşandığı programda, 30 Eylül’de bu yıl 80. Yılında Dersim Soykırımı anma programının duyuru ve çağrısı yapıldı. Dersim Soykırımını anma programı Stuttgart’ın Vaihingen beldesinde, yakılacak ağıtlarla saat 14.00’te başlayacak.  

Erdogan NOT welcome!

Gül Güzel, Stuttgart, 19.09.2018

Erdoğan’ın Berlin ve ardından Köln’deki DİDİP camiisinin açılışına katılması Almanya’da büyük tepkilere neden oluyor.

“Berlin’e bir diktatör geliyor!” Başlığı altında yapılan protestolarda,Türkiye’li devrimci gruplar kadar Alman kamuoyununda da büyük rahatsızlıklar izleniyor. Bu vesile ile Almanya’nın bir çok yerinde olduğu gibi Stuttgart şehrinde de iki haftadan beri protesto mitingi düzenleniyor. Çarşamba günleri saat 16.00 ile 20.00 arası AVM sokağı Königstrasse’nin Marschtal meydanında ‘’ Erdogan NOT welcome!’’ insiyatifi tarafından açılan çadırda bu konuda kent sakinleri bilgilendiriliyor. Dağıtılan çok sayıda el ilanları yanısıra çadıra gelip, eylemcilerle ikili görüşmelerde bulunan Almanlar ‘’Erdoğan(bu adam) bir dakika bile durmamalı veya her diktatörün sonunun geldiğini anladığı zaman ki gibi, kendi kendini imha etmeli!. Diktatör bir insnanın böyle en yüksek düzeyde onurla resmi karşılanması bizleri rahatsız ediyor ve biz kendi politikacılarımızı anlamakta artık zorlanıyoruz. Erdoğan Almanya’ya davet edilmemeli ve bir an önce Türkiye devleti üzerinden de çekilmeli, işlediği suçların cezasını çekmeli!’’ yorumlarında bulunuyor.

Çadıra çok sayıda ‘’Erdogan NOT welcome!’’ posterleri ve Erdoğanın diktatörlüğünü anlatan karikatörler asıldı ve çadırın önüne ‘’Faşizme karşı omuz omuza – Türkiye’ye yardımlara derhal son verilsin!’’ yazılı büyük pankartı açıldı. 22 Eylül, saat 14.00’te Lautenschlagerstrasse’de yapılacak Abdullah Öcalan üzerindeki tecrite son verilsin! ve Erdoğan’ın Almanya ziyaretini protesto etme yürüyüşünün de çağrısı yapılarak eyleme son verildi.

Dersim Türk devleti tarafından yakılıyor!

Gül Güzel, 31.08.2018 ,Stuttgart 

Dersim’deki Türk askeri uçaklarının bombardımanı sonucu oluşan yangınların önü alınamıyor.

Halk tarafından söndürülen yerlerden sonra, diğer bölgelere Türk askerleri tarafından atılan bombalarla yeni yangınlar çıkarılıyor. Bu durumu kınamak ve protesto etmek için Almanya’nın bir çok merkezinde olduğu gibi Stuttgart’ta da bir miting düzenlendi.

31 Ağustos, Schlossplatz(Konbane) meydanında saat 18 – 19.00 arası yapılan miting ‘’Dersim 38 Soykırım karşıtı derneği’’ tarafından organize edildi. Diğer STÖ’leri de eyleme katılarak, Dersim ile dayanışmalarını gösterdiler.

Basın ve kamuoyuna Almanca, Türkçe dillerinde yapılan açıklamalarla, 1937-38 Dersim Tertelesinin şimdi de yeniden devam ettiği; bölgenin insanın ve bütün tabiat dokusunun katledildiği dile getirildi. Devamla ‘’Türk hükümeti ve Dersim valisi yangını söndürme yerine, yangının büyümesi çabası içindeler. Gönüllü olarak yangını söndürmeye giden çevre halkı polis ve askerlerle engellenmeye çalışılıyor. Yangında yol bulamayan bir çok hayvan türleri de birlikte yok ediliyor’’ denilerek, ‘’Dersim onurdur’ Onuruna sahip çık!’’ Kürdistan faşizme mezar olacak!’’ sloganları da sürekli tekrarlandı. Protesto eylemine katılıp, Dersim’de yangınların devlet eliyle yapıldığını eleştiren ve 38 tertelesinin devam ettiğini belirten sanatçı Hasan Sağlam da halk ile birlikte ‘’Daye daye’’ ezgisini de seslendirdi.

   ’’Dersim’de fiziki ve kültürel soykırıma hayır’’ büyük pankartları açılırken, aynı şekilde Almanca yazılı çok sayıda dövizler ve Dersimdeki yangınlara dair posterler de taşındı.

AĞITLARIN DİLİYLE DERSİM 38!

DERSİM 38 SOYKIRIM KARŞITI DERNEĞİ Dersim Soykırımı'nın 80. yılı dolayısıyla 30 Eylül'de AĞITLARLA DERSİM 38 etkinliği düzenliyor.

30 Eylül tarihinde Stuttgart’ta düzenlenecek olan etkinlikte sanatçılar Ozan Serdar, Şengül Pak ve Suat Baran Dersim’in ağıtlarını seslendirecek.

DERSİM 38 SOYKIRIM KARŞITI DERNEĞİ'nden yapılan davette şu ifadelere yer verildi:

80. Yılını dolduran SOYKIRIMIN geriye bıraktığı kan ve göz yaşları ile yıllardır kanayan yüreğimizdeki o derin yara bugün YANGINLARLA devam ediyor!

Bu yıl içinde yapacağımız önemli etkinliklerden biri olan 30 Eylül AĞITLARLA DERSİM 38 etkinliğine; yüreği DERSİM için atan, tüm üyelerimizi ve duyarlı bütün dostlarımıza davetimizdir.  

Bere piya bime!  

DERSİM 38 SOYKIRIM KARŞITI DERNEĞİ

4K-HABER MERKEZİ

700 Hafta geçti, tükenmedi Umudum!

Gül Güzel, 25 Ağustos 2018, Stuttgart

Bir ülke ki Ana’lar çocuklarının kemiklerini dahi bulabildiklerine sevinsin. Ama bu sevinci yaşayamaya ömrü yetmedi çoğu ANA’ların.

Bu analardan biri olan Berfo Ana 33 yıl boyunca gözaltında kaybedilen oğlu Cemil Kırbayır’ın cenazesini bulmak için Cumartesi Anaları nöbetini sürdürdü. Ancak oğlunun cenazesine ulaşamadan 21 Mart 2013 yılında hayata gözlerini yumdu...

  1. haftası gerçekleşen bu hafta ‘’700 hafta geçti, tükenmedi umudum’’ başlığı ile yurtiçi ve yurtdışında düzenlenen  eylemlerle Cumartesi Ana’ları sokak eylemlerini gerçekleştirerek, saat 12.00’de ortak mesajlarını okudular. Kayıpların fotoğrafları ve karanfiller taşınarak, yapılan eylemlerde ANA’lar üzgün ama isyanla Türk Devlet sisteminin inkarcı zihniyetini protesto ettiler.

Almanya’nın Stuttgart şehrinde de 25 Ağustos’ta düzenlenen eyleme AABF Baden - Württemberg örgütü, HDK- A Stuttgart, Kürt Kadın hareketi TJK-E, Yeni Kadın, SKB, ADHK kadın örgüt aktivistleri ve bireyler katıldılar. Saat 11.00 -  15.00 arası, Bad Cannstatt beldesinde düzenlenen eyleme Courage kadın örgütü de katılarak dayanışmada bulundu.  700. Haftasında,Cumartesi Annnelerinin, İstanbul’da yaptığı  eyleminde ANA’lara Polis güçleri tarafından uygulanan şiddet kınananarak protesto edildi.  ‘’Gün gelecek, devran dönecek, Katil Devlet hesap verecek!’’, ‘’Jin Jiyan Azadi!’’ gibi sloganlarla Cumartesi Analarının susturulamıyacağı, bu mücadelenin, Katiller hesap verene kadar devam edeceği dile getirilerek, belirtildi. YOL TV de eylemde canlı yayın yaptı.

Stuttgart Cumartesi Anneleri insiyatifinin ‘’Türkiye’deki Cumartesi Annelerini destekliyoruz. Cumartesi Anneleri kaybolan yakınlarını arıyorlar. Bizler de birlikte aramaya devam edeceğiz!’’ Almanca yazılı büyük pankartını açtılar. Yine  AABF’nin de ‘’Bizler İstanbul’daki Cumartesi Annelerini destekliyoruz’’ yazılı büyük pankartı açıldı. Bunun yanısıra kayıpların posterleri taşınarak, mumlar yakıldı.  

FEDA'dan bayram mesajı

Kadim Ortadoğu coğrafyasında yaşayan musâip halkların Demokratik islâm Bayramını kutluyor başta Mezopotamya halkları olmak üzere; tüm insanlığa Barış, Kardeşlik ve Özgürlük getirmesini diliyoruz.



   Kadimden bu güne kadar barış, kardeşlik ve eşitlik temelinde bir arada yaşamış, bir arada gerek yaşamsal gerekse kűltűrel/inançsal değerleri var etmiş bugüne kadar taşımıştır.  Bir birine karşı saygı hoş görü içinde yaşayarak varlıklarını özgürlűklerini korumuşlardır.

 Ne zaman ki tekci na haq zihniyetlerin  ulus devlet politikaları sonucu  egemen güçler halkların/ inançların iradelerine müdahale ederek bu barış ortamını bozmuş, halklar/ inançlar arasında düşmanlık tohumu büyütmüştür.

Tekçi na haq zihniyetin günümüze yansıması Ortadoğu’nun, hatta insanlığın kalbine zehir olarak saplanmış DAİŞ faşizmi oldu.

 Mezopotamya halkları/ inançlarına, onların binlerce yıllık  kutsal değerlerine saldırarak onları katletmiş, sürgünlerle asimilasyona açık hale getirmiştir.

Tüm yaşananlara rağmen bugün Ortadoğu'daki farklı kimlik ve inanca mensup halklar kadim değerlerini korumaktadır.  

Bizler; DEMOKRATIK ALEVI FEDERASYONU olarak başta kadim Mezopotamya coğrafyasında yasayan halklar  olmak üzere, tüm Ortadoğu halkların bayramını kutluyoruz.

Bu bayramın tüm halklar arasında paylaşıma vesile olması temennisiyle eşit haklar temelinde őzgűr yarınlar temenni ediyoruz.

FEDA

4K-HABER MERKEZİ

Ellwangen Çağrısı, Alassa Mfouapon Almanya’ya dönsün!

Gül Güzel /Stuttgart, 18.8.18

Mülteciler artık kendi hakları için örgütlenip, direniyorlar.Kamerun’lu Alassa Mfouapon bulunduğu Ellwangen mülteci yurdundan bir gece vakti siyasi ve hukuksuz bir şekilde yurt dışı edildi.

O yüzden ‘’Alassa Mfouapon Almanya’ya geri dönmeli ve mülteci hakkı verilmeli!’’ başlığı altında yapılan miting ve yürüyüş ile bu durum protesto edildi. Yapılan eyleme çok sayıda mülteci ve Stuttgart’taki devrimci çevreler katıldı.

Yurtdışı edilerek, İtalya’ya gönderilen Alassa Mfouapon’nun geri getirilmesi için kurulan ‘’Alassa dostluk gurubu’’nun yaptığı çağrı üzerine 18 Ağustos, Stuttgart Schlossplatz meydanında, saat 14.00’te başlayan miting, daha sonra yapılan protesto yürüyüş ve ardından yapılan kültür programı ile saat 19.00’a kadar devam etti.

Stuttgart MLPD, Courage kadın derneği, Ver.di sendikası, ATİK ve benzeri kurumların katıldığı protesto eylemine siyasetçi Monika Gärtner(ICOR’un baş koordinatörü) konuşmacı olarak katıldı. Yaptığı konuşmasında insanların mülteci konumuna gelmelerinin en büyük nedeninin savaşlar olduğunu ve bu savaşların durdurulması gerektiğini, mültecilik hakkınun insani bir hak olduğunu belirtti. Ardından Alassa Mfouapon’nun yurtdışı edilmesi için geceyarısı 550 polisin Ellwangen mülteci yurdunu basarak, kilitli olmayan 40 tane kapıyı kırarak içeriye girdiğini ve mültecileri yerlere yatırarak, kötü muamlede bulunduğunu ve bu durumun kabul edilemiyeceğini dile getirdi. Ardından mültecilere uygulanan bu haksızlıkların Alman hukuku ile bağdaşmadığını, Alassa Mfouapon’un derhal geri geririlmesini talep etti.

Açık mikrofona konuşan mülteciler de ‘’Şimdiye kadar hep birileri bizim için konuştu. Bundan sonra artık biz kendimiz konuşacağız. Polisin mültecilere karşı tutumunu ve yurtdışıları kabul etmiyoruz. Bizler mülteciyiz ama kriminal suçlular değiliz. Mültecilik haklarımızı korumak için örgütlenmeye ve konuşmaya devam edeceğiz. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için varız. Alassa Mfouapon bizim için direndi. Biz de onun geri getirilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz!’’dediler.

Stuttgart’lıların büyük sempati ve ilgisini çeken eylem boyunca mülteciler, Alassa Mfouapon için yazılan çağrı ilanlarını kent sakinlerine dağıttılar. Eylemin son bölümünde söylenen devrimci marşlar eşliğinde insanlar, Schlossplatz meydanında el ele tutuşarak barış zincirini oluşturdular. Yaşasın enternasyonal dayanışma!, Hop hop hop Abschiebung(yurtdışı) stop!  sürekli tekrarlanan sloganlar oldu. Eylem boyunca Alassa Mfouapon’un geri getirilmesi için hazırlanan imza kampanyası çağrısı imzaları toplandı. Aynı çağrı büyük dövüz şeklinde Yeşiller Partisi ile Eyalet sosyal ve entegrasyon bakanlık binasının kapısına asıldı.

Alassa Mfouapon kimdir?

Alassa Mfouapon 2014 yılında eşi ve çocuğu ile birlikte Kamerun’dan kaçmak zorunda kaldı. Kendisi müslüman ama eşi Hristiyan olduğu için feodal müslümanların sürekli baskılarına maruz kaldı. Bu yüzden de ülkesinden kaçmak zorunda kaldı. ilk kaçtığı ülke olan Libya’da eşi ve çocuğundan ayırtılarak o meşhur zindanda işkencelere maruz kalır. Başka tutsaklarla birlikte zindandan kaçmaya çalışırken tutuklanır ve bir bacağı kırılır. Eşi ise bu arada sürekli cinsel şiddetlere maruz kalır. Her şeye rağmen Akdeniz yoluyla kaçmayı dener. Ancak bu kaçış yolculuğunda 2 yaşındaki çocuğu gözleri önünde Akdeniz sularına gömülerek, ölür. O süreçten beri eşi ağır hasta ve travma geçiriyor. Alassa Mfouapon ise 2017 yılında İtalya’ya kaçtıktan sonra Almanya’ya ulaşır. Ellwangen’deki (LEA) Ülke ilk kayıt noktasında ilticaya başvurur.

Alassa Mfouapon kaçma süreçlerinde olduğu gibi Libya, İtalya ve Almanya’da bulunduğu süreçlerde de hep Mülteciler için mücadele veren bir lider konumunda olur. 30 Nisan 2018 tarihinde Elwangen’deki mülteci arkadaşının Togo’ya yurtdışı edilmesine karşı mücadele verdi. Mültecileri bu tüm tutumlar karşısında örgütlemeye ve bu keyfi yurtdışı edilmeleri önlemeye çalıştı. Ama bu tutumu devlet güçlerine karşı hakaret ve mukavamet olarak değerlendirilerek, basın ve medyada yankı bulur. O yüzden de 03 Mayıs 2018 gecesi çok sayıda polisin yer aldığı bir operasyonla Elwangen mülteci yurduna baskın düzenlenir. Odaların kapıları kırılarak, mültecilere şiddet uygulanır, Togo’lu mülteci ve arkadaşları ilk önce başka yurda sevk edilir, ordan da yurtdışı edilir.

Mülteciler yapılan bu durum karşısında Alassa Mfouapon karşıt duruş sergilediği için basın ve medyada gündem oluşturur. Alassa Mfouapon basına yaptığı çağrıda ‘’Şimdiye kadar bizleri hep başkaları anlattı. Şimdi biz kendi kendimizi anlatacağız’’der. Bu çağrı ile 9 Mayıs’ta basın konferansı ve miting düzenler ve basına kendileri demeç verir. Bu şekilde örgütlü bir mülteci olarak Irkçılığa karşı ve  Mülteci yasalarınının doğru uygulanmasını talep eder. Ülke genelinde bu konuda konferanslarda ve mitinglerde konuşmalar yapar. Buna karşı bedel ödemesi gecikmez ve 20 Haziran, 2001’den beri BM’lerce yürütülen Dünya Mülteciler Gününde (20 Haziran 2018) Alassa Mfouapon büyük bir suçlu gibi Elwangen’deki mülteci yurdunda elleri ayakları bağlanarak derhal İtalya’ya yurtdışı edilir. Halen İtalya’da bulunan Alassa Mfouapon’ya yapılan bu haksız yurtdışı edilmesine karşı kurulan ‘’Ellwangen İnisiyatifi ve  ‘’Alassa dostluk gurubu’’ yapacakları çeşitli eylemsellikler ile kamuoyunun dikkatini çekmek istiyor. O yüzden imza kampanyası,  çeşitli protesto yürüş ve mitingleri düzenliyor.

 ‘’Alassa dostluk insiyatif’’inin talepleri:

  • Alassa Mfouapon’ın derhal tekrar Almanya’ya getirilmesi,
  • Onun gibi mücadelecilere Mülteci hakkı, Irkçılığa hayır ve Demokrasi, Özgürlük için,

Yurtdışılara son!

  • Mülteciler ikinci ve üçüncü sınıf insan değildir!
  • Avrupa kalelerine hayır!
  • Seehofe’in Masterplan’ına karşıt dayanışma!

 

Dersim kurumlarından ortak tavır

Avrupa'da bulunan çeşitli Dersim kurumları, ortak bir açıklama yaparak; Dersim'deki yangınlara dikkat çekmek için ortak eylemlilik çağrısı yaptılar.

''BASINA ve KAMUOYUNA
Dersim’de Geleneksel orman yangınlarına son!

Geçtiğimiz günlerde İsveç’te onbinlerce hektar ormanlık alanda ağaçlar ve onbinlerce canlı yanarak can vermişti. En son Yunanistan’da 81 insanın ve binlerce canlının yaşamını yitirdiği yangın tüm insanlığın ciğerlerini de yaktı. Son bir haftadır ülkemizin birçok noktasında belli aralıklarla orman yangınları yaşanmaktadır.

İlimiz Dersim’de son bir haftadır, Ovacık, Çemişgezek ve Hozat arasında bulunan Bozan Yaylası, Zoğar, Dereköy, Kozulca, Koçkozulca, Zengi, Değirmendere, Dündül deresi ve Geyiksuyu bölgelerinde askeri operasyonlardan sonra başlayan orman yangınları, rüzgârın da etkisiyle binlerce hektarlık alana yayılarak devam etmektedir. Dersim Halkının tüm çabaları ve isteklerine rağmen ‘’ yasaklı bölge’’ denilerek  kolluk kuvvetleri  tarafından yangınların halk tarafından söndürülmesine izin vermedikleri gibi  ilgili hiçbir devlet kurumu da yangınlara müdahale etmemiştir. Yaşam alanlarımız, içinde barındırdığı binlerce  canlı ve cansız varlıklarla birlikte yok olmaktadır. Geniş coğrafyaya yayılan orman yangınlarının Munzur Milli Parkı sınırlarına doğru ilerlemesi de ayrı bir endişe konusudur. Bilindiği gibi Milli Parklar yalnızca o bölgede yaşayan bazı endemik türleri olduğu için milli park olarak koruma altına alınmışlardır. Doğada yaşayan canlıların yayılışı sınırlandırılamayacağı için sınırların dışında kalan bölgede de endemik türler bulunabilmektedir. Bu nedenle hala devam eden orman yangınlarının bir an önce söndürülmesi ormanda yaşayan canlıların varlığının sürdürmesi için zorunludur.

Sevgili Dostlar: 1937 yılından beri tutulan kayıtlara göre günümüze kadar Türkiye’de 70 bini aşan yangın yaşandı. Doğal nedenlerle çıkan orman yangınları, yanan ormanların sadece yüzde 3’ünü oluşturuyor. Dersim’de bölge illerinde ‘’terörle mücadele’’ adı altında uzun yıllardır binlerce hektar orman yok oldu. Akdeniz ve Ege kıyılarında yanan ormanların yerinde ortaya çıkan otellerin ise yangınların hangi ellerce gerçekleştiğini açıkça gösterirken devlet organları bu konuda sessizliğini koruyarak, yanan yakılan alanları sermayeye peşkeş çekerek suça ortak olduklarını göstermektedirler.

Bölgemizde Orman yangınları ilk değildir geçmişten günümüze kadar her çatışmanın ya da operasyonun ardından sürekli orman yangınları çıkarılarak sözde ''Terörle Mücadele'' ettiklerini belirten yetkililer, Dersimde bulunan  Anadolu’nun bu önemeli orman kaynağının tükenmesine yol açacak her türlü davranışta bulunmaktadırlar.

Biz Dersimliler olarak orman yakmakla hiç bir sorunun çözülmeyeceğini bilmekteyiz. Doğanın; savaşın aracı haline getirilmesi de iç yakıcı bir durumdur. Buradan bir kez daha haykırıyoruz. “Doğa ile Savaşan İnsanla Barışamaz, İnsan İle savaşan doğa ile barışamaz”

Bir sözümüz de Tunceli Valisinedir “Medyaya yansıyan görüntülerin Dersime ait olmadığını ve yananın orman değil altındaki çalı çırpı olduğunu” demişti. Binlerce yıldır Dersimi yurt tutmuş biz Dersimliler kendi topraklarımızı iyi biliyoruz sizde iyi biliyorsunuz günlerdir ormanların yandığını görürken yoğun baskının sonucunda bunları söylediğinizi biliyoruz. Biz sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedik bize dert oldu. Ama Dersim Haklı da doğasına, yaşam alanlarına sahip çıkarak size boyun eğmeyecektir, bu da size dert olsun.

Elbette bir sözümüzde ‘’ Sözde çevrecilere’’  yakılan her meşe ağacının ahı ile maskeleri düşecek. Çünkü bölgemizdeki her orman yangınlarına karşı üç maymunu oynamaktadırlar.

Festivalimizin yasaklanması, doğayı koruma mücadelemiz de bizlerin daha çok mücadele etmemiz gerektiğini gösterirken, Dersim halkı ve Türkiye halkları yasakçı, rantçı anlayışa karşı mücadeleyi büyütecektir. Dersim’de orman kundaklamalarına, HES’lere, madenlere karşı devlet eliyle girişilen sermaye yağmasına Dersim halkı izin vermeyecektir.

Ormanlar bizim Yakan el devletin
Her şeye rağmen doğayı savunacağız.
Munzur Özgür Akacak !!!

DERSİM DERNEKLER FEDERASYONU (DEDEF)

DEMOKRATİK ALEVİ FEDERASYONU (FEDA)

AVRUPA DEMOKRATİK DERSİM BİRLİKLERİ FEDERASYONU (ADEF)

DERSİMİ YENİDEN İNŞA CEMİYETİ.
DERSİM 38 SOYKIRIM KARŞITI DERNEGİ''

4K-HABER MERKEZİ

Yazarlar

Egemenler her dönem kendi egemenliklerini destekleyen, egemenliklerinin ideolojik kılıfı olara
Raa Haqi/Riya Heqi ya da Hakikat Yolu’nun Takipçileri, yani Kürt-Kızılbaş Aleviler, yani De
"Gurbet içinde gurbeti kanıksatmak isterler bize.. Kanıksamayız, istemeyiz ve dert olmaya, diz
 Giresunlu Topal Osman Ağa'nın yeğeni olduğunu söyleyen "Şair-Yazar" Mehmet Şakir SARIBAYR
Bu yıl başlarında çalışmalarını başlattığımız 4K Kollektifi ve www.4k-haber.com proje
‘4K’, devlet sisteminin hedefi olan ve en az diğer ‘K’ lar kadar ezilen, yok sayılan, ö
Aziz Tunç, Türk devleti kuruluşundan beri özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürüten herk
Yolun sahibi iken; Yarım yolun Kadınları olduk !Hakkın Cemali iken; Canın Cemali oldukYolun s
Aziz Tunç,  Cumartesi Analarının/insanlarının meşru ve haklı eyleminin 700. Hafta oturumun

Sponsorlar

Design by JoomlaSaver
Cookies make it easier for us to provide you with our services. With the usage of our services you permit us to use cookies.
Ok