Yazılı bir açıklama yapan FEDA, “İşgalin tek ama tek bir nedeni vardır. O da halkların haklı ve meşru direnişi, örgütlü mücadelesi, toprağına ve geleceğine sahip çıkmasıdır”
Maraşlı aydın, gazeteci ve sanatçılar ortak bir açıklama yaparak, Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerine kayyım atanmasına sert tepki gösterdi.
Dersim İnşa Kongresi (DİK) yaptığı yazılı bir açıklama ile Kayyumdan kalan borçların ödenmesi amacıyla Dersim Belediyesi'nin başlattığı kampanyayı desteklemediklerini duyurdu.
03.08.2019 Cumartesi günü Almanya‘nın Stuttgart kentinde Şengal Katliamı anıldı. Anma etkinliğine, 10.12. 2018 yılında Nobel ödülü alan Nadia Murad da konuşmacı olarak katıldı.
KNK-Rojava’nın bölgedeki 28 Kürt siyasi partisi ile yürüttüğü ulusal birlik çalışmaları kapsamında konferans düzenlenme kararı alındı. Konferansa, tüm partilere hitap edecek bir si
Albümde Erdal Erzincan, Mercan Erzincan gibi birbirinden değerli konuklar vokalleriyle: Emekçi, Hüseyin Arslan, Davut Sulari, Garip Şahin, Hüseyin Ayrılmaz’ın ise eserleri yer alıyor.
8 Ağustos 1938 de köyünden, tarlasından, okulundan topladıkları, suçsuz/günahsız yaklaşık 100'e yakın insanı, saatlerce aç susuz yürüterek, « yasak bölge » ilan ettikleri Erzincan Z
Belgesel filmde Mitteran’ın yaşamı ve Kürtlere yönelik yardımları yer alıyor. Belgeselin bir yerinde Başkan  Mesud Barzani’nin ve Paris Kürt Enstitüsü Başkanı Kendal Nezan’ın kon
Erzincan /Mercan Surbahan ve çevre köyleri bir zamanlar Ermeni yerleşim bölgeleriydi. Dersimli Alevilerin buralara 19. Yüzyılın sonlarından itibaren adım adım yerleştirildikleri bilinmekted
Süryani halkının yangınlarına değilse de yüreklerine su serpemediğimiz için utanıyorum. Ülkemizin binlerce yıllık sahipleri olan Süryani halkı şahsında tüm yerli Hristiyanlara yapıl
HDP’nin önceki dönem Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş için yarın sosyal medyada Demirtaş’a Özgürlük İnisiyatifi bir kampanya başlatıyor.
Almanya'nın Stuttgart kentinde Belediye Başkanı Fritz Kuhn ve bir çok davetlinin yanında ZED yöneticileri, Nobel Barış ödülü sahibi Nadia Murad’ın da katıldığı büyük bir anma yapı
Ünlü Kürt şair Şêrko Bêkes, İsveç'in başkenti Stockholm'de vefat etti. Güney Kürdistanlı ünlü şair Faîk Bêkes'in de oğlu olan Şêrko Bêkes'in 20'den fazla şiir kitabı bulunuyord
Bilimadamlarının kaydettiği sayısız başarının yanısıra insana dair yanıtlanamamış en basit sorular hala gizemini koruyor.
Bilimadamlarının kaydettiği sayısız başarının yanısıra insana dair yanıtlanamamış en basit sorular hala gizemini koruyor.

Vücut Tüyü:
İnsanların vücut tüyleri, hayvanların tam tersine, tüm bedende ince, jenital bölgede ise kalın. Bu gelişimin 3.3 milyon yıl önce, ‘bit’lerin yayılmasıyla eşzamanlı olduğuna dikkat çekiliyor.

Öpüşme:
Dünyanın tüm kültürlerinde öpüşme yok, o halde öpüşmenin genetik olduğu söylenemez. Atalarımızın bebeklerini ağızdan-ağıza beslemiş olması ihtimali, ve öpüşmenin buradan geldiği öne sürülen teorilerden bir tanesi.

Batıl İnançlar:
Mantığımız bize batıl inanışların gerçek olmadığını söylese de, biz onlara inanmaya devam ediyoruz. Kara kedi gördüğümüzde verdiğimiz tepkinin daha çok ‘doğaüstü’ olaylara inanma isteği ve dinin etkisinden kaynaklandığı ifade ediliyor.

Burun Karıştırma:
Dört çocuktan birinin sergilediği bu davranışın insan için hiç bir faydası bulunmaması, bilimadamlarını teori üretmekte zorluyor.

Rüya Görmek:
Günümüzün bilimadamları, Sigmund Freud’un “rüyalar, bilinçdışı isteklerimizin ifadeleridir” tezini reddediyor. Neden rüya gördüğümüz de hala açıklanamıyor.

Ergenlik:
Ergenlik dönemi geçiren tek varlık insanlar. Benzer bir ‘geçiş dönemi’ yaşamayan hayvanların, olgun hayata alışmak için yeterince ‘büyük’ beyinlerinin olmadığına işaret ediliyor. İnsanların ise, erişkinliğin getirdiği sorunlarla mücadele edebilmek için beyin adaptasyonu sürecinde ergenlik yaşadıkları öne sürülüyor.

Gülmek:
Gülmek insan vücudunda endorfin salgılaması sonucunda ‘mutlu bir his’e yol açsa da, neyin bizi güldürdüğü hala tam olarak açıklanmadı. Çoğumuzun tasarlanmış esprilere değil, insanların yaptığı ‘banal’ yorumlara güldüğü belirtiliyor.

İyilikseverlik:
İyilik yapma durumu insanlara özgü olmakla beraber, neden iyilik yapmayı seçtiğimiz hala yanıt bulamıyor. Bazı bilimadamlarına göre, iyilikler, grup bağlarını güçlendiriyor.

Yüz Kızarması:
Sadece insanoğlu’nda bulunan bu özellik, “kızarma, insan ifadelerinin en tuhafı” diyen Charles Darwin’in bile kafasını karıştırmıştı. Yüz kızarmasına ilişkin, evrim teorisi yetersiz kalıyor, çünkü hayatta kalabilmemiz için yüz kızarmasının herhangi bir fonksiyonu yok. Daha güzel görünebilmek için isteksiz de olsa yüzümün kızardığı, öne sürülen tezlerden biri.

Sanat
İnsanların sanat anlayışını nereden öğrendikleri bilinmiyor. Ancak evrimleşme sürecinin uzantısı olarak ‘dünyayı daha iyi anlama’ çabaları beraberinde bu yeteneğimizin geliştiği iddia ediliyor.
 
 
 
 
 
 
 

Yazarlar

Erzincan /Mercan Surbahan ve çevre köyleri bir zamanlar Ermeni yerleşim bölgeleriydi. Dersimli
Süryani halkının yangınlarına değilse de yüreklerine su serpemediğimiz için utanıyorum.
Günümüzde Aleviler dahil olmak üzere Batını Dinlerce sayılan/kullanılan ne kadar kavram va
Egemenler her dönem kendi egemenliklerini destekleyen, egemenliklerinin ideolojik kılıfı olara
Raa Haqi/Riya Heqi ya da Hakikat Yolu’nun Takipçileri, yani Kürt-Kızılbaş Aleviler, yani De
"Gurbet içinde gurbeti kanıksatmak isterler bize.. Kanıksamayız, istemeyiz ve dert olmaya, diz
 Giresunlu Topal Osman Ağa'nın yeğeni olduğunu söyleyen "Şair-Yazar" Mehmet Şakir SARIBAYR
Bu yıl başlarında çalışmalarını başlattığımız 4K Kollektifi ve www.4k-haber.com proje
‘4K’, devlet sisteminin hedefi olan ve en az diğer ‘K’ lar kadar ezilen, yok sayılan, ö

Güncel

FEDA: Direnmekten başka seçenek yok
FEDA: Direnmekten başka seçenek yok
FEDA: Direnmekten başka seçenek yok

Yazılı bir açıklama yapan FEDA, “İşgalin tek ama tek bir nedeni vardır. O da halkların haklı ve meşru direnişi, örgütlü mücadelesi, toprağına ve geleceğine sahip çıkmasıdır” dedi.

Rojava’ya yönelik işgal saldırısının mücadele hattındaki safları netleştirdiğini belirten FEDA, “Bu işgal saldırısı karşısında Rojava halkı gibi direnmek ve mücadele etmekten başka seçeneği yoktur” diye kaydetti.

Açıklamada, “Rojava'da halklar işgale karşı direnmeyi seçmiş, çocuklarını-kadınlarını ve erkeklerini yeni yaşam inşasında yitirmiştir. Ve bedeli ne olursa olsun boyun eğmeyi reddetmiştir” ifadeleri kullanıldı.

FEDA, “Rojava'yı Sahiplenme ve Küresel Eylem Günü olarak belirlenen 12 Ekim günü bir ulusun varlığını hedef alan söz konusu AKP işgaline karşı ortak cephede mücadele etmek, Devrimden ve Demokrasi mücadelesinden yana olan her bireyin ve kurumun/örgütün omuzlarına binen bir yük olarak bu görev önümüzdedir ve sorumluluk bizdedir, hepimizdedir” dedi.

Kürdistan

Kürt Birliği Konferansı’na sunulacak bir tüzük hazırlandı
Kürt Birliği Konferansı’na sunulacak bir tüzük hazırlandı
Kürt Birliği Konferansı’na sunulacak bir tüzük hazırlandı

KNK-Rojava’nın bölgedeki 28 Kürt siyasi partisi ile yürüttüğü ulusal birlik çalışmaları kapsamında konferans düzenlenme kararı alındı. Konferansa, tüm partilere hitap edecek bir siyasi tüzük taslağı sunulacak.

Kürdistan Ulusal Kongresi-Rojava (KNK-Rojava), Rojava’ya dönük tehditlere karşı Kürt güçlerinin aynı saflarda yer alması ve bu güç birliği yapmaları için çalışmalarını sürdürüyor. Yürütülen ulusal birlik çalışmaları kapsamında bölgedeki 28 Kürt siyasi partinin katılımıyla toplantılar gerçekleştirilirken, 8 Ağustos tarihinde gerçekleştirilen son toplantıda ise tüm Kürt siyasi partilerin katılımı ile bir ay içerisinde konferans düzenlenmesi kararı alındı.

Kürt birliğine ilişkin önemli maddeler

Toplantıda ayrıca konferansa sunulması düşünülen siyasi belge ve tüzük taslakları da katılımcılar tarafından tartışıldı.

ANHA’da yer alan haberde toplantıda değerlendirilen ve konferansa sunulacak olan KNK-Rojava’nın tüzük taslağının içerine ilişkin önemli bilgiler yer aldı.

Taslakta, Kürt birliği, Suriye’deki Kürtlerin durumu, Kürt sorunu ve Kürdistan’ın dört parçasına ilişkin birçok madde bulunuyor.

‘Kürt halkının hakları güvence altına alınmalı’

Taslakta, Kürt halkının Suriye toplumun önemli bir kesimini oluşturduğu ve haklarının demokratik, adem-i merkeziyetçi bir Suriye’nin anayasasında güvence altına alınması gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca, Rojava devrimi ve Kuzey ve Doğu Suriye halklarının kazanımlarının korunması için destek verilmesi gerektiği belirtiliyor.

‘İlk görev Efrîn’in özgürlüğü’

Kürt güçlerinin birliğinin oluşması gerektiğine vurgu yapılan tüzük taslağında, YPG, YPJ ve QSD güçleri hakkında ise bölgeyi terörden temizleyen ve halkı koruyan bölgenin meşru gücü olduğu tanımlaması yapılıyor. Efrîn’nin Rojava’nın bir parçası olduğuna dikkat çekilen taslakta, Efrîn’in özgürlüğünün Kürt halkı ve siyasi güçlerinin birincil görevi olduğu vurgulanıyor.

‘Kürt kazanımlarına zarar verecek pratiklerden vazgeçilmeli’

Kürdistan’ın dört parçasındaki özgürlük mücadelesinin ortak bir stratejisinin yaratılması için Kürdistan Ulusal Kongresi’nin önemine vurgu yapılan taslakta, ulusal kazanım ve menfaatlerin tüm partilerin menfaatlerinden üstün tutulması çağrısı yapılıyor. Kürt parti ve örgütlenmeleri arasındaki sorun ve çelişkilere dikkat çekilen taslakta, bunun bir an önce aşılması için demokratik ve saygı çerçevesinde hareket edilmesi Kürt parti ve örgütlenmelerin Kürt kazanımlarına zarar verecek pratiklerden vazgeçmesi gerektiği kesin bir dille vurgulanıyor.

‘Kürt partilerin çatışması ulusal suçtur’

Taslakta, Kürt parti ve güçlerinin birbirileri ile girişeceği her türlü çatışmaların ulusal bir suç olduğu vurgulanıyor. Yine tüm ulusal güçlerin gençlik ve kadın mücadelesine destek vermesi gerektiği belirtiliyor.

Tüzük taslağında, bölgedeki tüm farklı halk ve inançların Kürdistan birliği çatısı altında korunması gerektiği, Rojava’daki ortak ve eşit yaşam modeli çerçevesinde iyi ve saygılı ilişkilerin yakalanması gerektiği vurgulanıyor.

Rojnews

FEDA: Direnmekten başka seçenek yok
FEDA: Direnmekten başka seçenek yok
Maraşlı aydınlardan Kayyım tepkisi: Halkın iradesi gasp edilemez, kayyımlar gitmeli
Maraşlı aydınlardan Kayyım tepkisi: Halkın iradesi gasp edilemez, kayyımlar gitmeli
Dersim İnşa Kongresi: Maçoğlu'nun kampanyasını desteklemiyoruz
Dersim İnşa Kongresi: Maçoğlu'nun kampanyasını desteklemiyoruz
Emel Sanem - Bir anma gününün düşündürdükleri
Emel Sanem - Bir anma gününün düşündürdükleri
Kürt Birliği Konferansı’na sunulacak bir tüzük hazırlandı
Kürt Birliği Konferansı’na sunulacak bir tüzük hazırlandı
Yılmaz Çelik'ten yeni albüm: Dağ Klamları / Klâme Koê Varıni
Yılmaz Çelik'ten yeni albüm: Dağ Klamları / Klâme Koê Varıni
FEDA: Direnmekten başka seçenek yok

Yazılı bir açıklama yapan FEDA, “İşgalin tek ama tek bir nedeni vardır. O da halkların haklı ve meşru direnişi, örgütlü mücadelesi, toprağına ve geleceğine sahip çıkmasıdır” dedi.

Rojava’ya yönelik işgal saldırısının mücadele hattındaki safları netleştirdiğini belirten FEDA, “Bu işgal saldırısı karşısında Rojava halkı gibi direnmek ve mücadele etmekten başka seçeneği yoktur” diye kaydetti.

Açıklamada, “Rojava'da halklar işgale karşı direnmeyi seçmiş, çocuklarını-kadınlarını ve erkeklerini yeni yaşam inşasında yitirmiştir. Ve bedeli ne olursa olsun boyun eğmeyi reddetmiştir” ifadeleri kullanıldı.

FEDA, “Rojava'yı Sahiplenme ve Küresel Eylem Günü olarak belirlenen 12 Ekim günü bir ulusun varlığını hedef alan söz konusu AKP işgaline karşı ortak cephede mücadele etmek, Devrimden ve Demokrasi mücadelesinden yana olan her bireyin ve kurumun/örgütün omuzlarına binen bir yük olarak bu görev önümüzdedir ve sorumluluk bizdedir, hepimizdedir” dedi.

Maraşlı aydınlardan Kayyım tepkisi: Halkın iradesi gasp edilemez, kayyımlar gitmeli

Maraşlı aydın, gazeteci ve sanatçılar ortak bir açıklama yaparak, Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerine kayyım atanmasına sert tepki gösterdi.

Açıklamada, “Bu irade gaspını en az Maraş Katliamı kadar vahşi, Maraş Katliamı kadar kuralsız ve Maraş Katliamı kadar barbarca buluyoruz” denildi. 

Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerine kayyım atanmasına ve belediye eş başkanlarının görevlerinden alınmasına tepkiler devam ediyor.

Maraşlı aydın, gazeteci ve sanatçılar ortak bir açıklama yaparak, “Halkın iradesi gasp edilemez, kayyımlar gitmeli” dedi.

19 Ağustos’ta Türkiye’de yeni bir darbe yapıldığı belirtilen açıklamada, “Bu darbe Kürt halkına ve iradesine karşı yapılmıştır. Erdoğan 7 Haziran 2015’te yaşadığı yenilgiden bugüne; her gün, Kürt halkına ve demokrasi güçlerine karşı yoğun bir baskı uygulamaktadır. Bu baskılar, kayyım darbesiyle yeni bir aşamaya girmiş, Kürt halkının özgür oylarıyla seçilen belediye başkanları görevden alınarak halkımızın kazanımlarına ve iradesine el konulmuştur” ifadeleri yer aldı.

Kayyım saldırısına karşı başta Kürt halkı olmak üzere bütün demokrasi güçlerinin, büyük bir kararlılık ve inançla mücadele ettiğinin, bu darbeyi kabul etmediğinin hatırlatıldığı açıklamada şunlar kaydedildi:

“İktidar ise başlattığı saldırıları bütün olanak ve fırsatları kullanarak ve her cephede sürdürmekte bir beis görmemekte ve yalanlarla saldırılarının üstünü örtmeye çalışmaktadırlar. Demokratik değerleri koruyanlarla halkın iradesine ve demokrasiye darbe yapanlar arasında bir mücadele sürmektedir.

“BU İRADE GASPI EN AZ MARAŞ KATLİAMI KADAR VAHŞİ”

Bizler Maraşlı bir grup aydın, sanatçı, kurum yöneticisi, akademisyen, kanaat önderi, müzisyen, siyasetçi, yazar, şair ve ozan olarak büyük katliamlar yaşamış, soykırımlara uğramış bir toplumun hassasiyetlerinden hareketle, bu irade gaspını en az Maraş Katliamı kadar vahşi, Maraş Katliamı kadar kuralsız ve Maraş Katliamı kadar barbarca buluyoruz. Zulüm düzeninin zorbalığa dayalı bu saldırısını şiddetle reddediyor ve bu saldırıya karşı yapılan direnişe bütün güç ve olanaklarımızla katılacağımızı belirtmek istiyoruz.

“DAHA ETKİN TAVIR ALINMALI”

Bu saldırıya karşı demokrasi güçlerini daha güçlü ve kolektif mücadele yürütmeye çağırıyoruz. Uluslararası tüm demokratik kurumları daha etkin ve kararlı tavır almaya davet ediyoruz. Kayyımların gitmesini, halkın iradesiyle seçilmişlerin görevlerine dönmesini talep ediyoruz. Zorbalığa karşı haklılar kazanacaktır. Anaların direnişi güç kaynağımızdır.”

Metni imzalayan Maraşlı aydın ve sanatçıların isimleri şöyle:

1. AHMET KIZILER- YAZAR-ŞAİR/İSVİÇRE

2. AHMET KOCAMER- RADYO YOL EMEKÇİSİ/FİLANDİYA

3. AHMET DEĞER- KAŞANLILAR DERNEĞİ YÖNETİCİSİ/ALMANYA

4. ALİ KÖYLÜCE- YAZAR/ ALMANYA

5. ALİ USTA- GAZETECİ/YAZAR/ALMANYA

6. ALİ ÖZŞERİK- GAZETECİ/İSVİÇRE

7. ALİ MATUR- SANATÇI/İSVİÇRE

8. ALİ GENCER- İSVİÇRE SOSYALİST PARTİ ZÜRİH YÖNETİCİSİ

9. ALİ ORAK- HDP NURHAK ESKİ BELEDİYE BAŞKAN ADAYI/İSVİÇRE

10. AZİZ TUNÇ- YAZAR- SİYASETÇİ/ALMANYA

11. CEMO DOĞAN- SANATÇI/GAZETECİ/HOLLANDA

12. ÇAĞDAŞ TOPRAK- SANATÇI/İSVİÇRE

13. EDİBE GÖLGELİ- BASEL KANTON MİLLETVEKİLİ/İSVİÇRE

14. ELİF SONZAMANCI- GAZETECİ/ALMANYA

15. ERDAL ALIÇPINAR- GAZETECİ/ALMANYA

16. FİRAZ BARAN- YAZAR/GAZETECİ/ALMANYA

17. FIRAT İMİRZA- SANATÇI/ALMANYA

18. GARİP NURHAK- SANATÇI/ALMANYA

19. HAYDAR YILDIRIM- SANATÇI/ALMANYA

20. HATİCE ÇOBAN- VAN ESKİ BELEDİYE EŞ BAŞKANI/ALMANYA

21. HAYDAR GÜLÇİMEN- YAZAR/ALMANYA

22. HÜSEYİN BAKIR- GAZETECİ/ALMANYA

23. HÜSEYİN TORUN- YAZAR/İSVİÇRE

24. HÜSEYİN SUBAŞI- SANATÇI/ALMANYA

25. KENDAL MANIŞ- SANATÇI/İSVİÇRE

26. MAZLUM İŞCAN- AVUKAT/ İSVİÇRE

27. MAZLUM ALİ YILDIRIM/SANATÇI- İSVİÇRE

28. MEHMET SÖGÜT- YAZAR/İSVİÇRE

29. MEHMET ANTEPLİOĞLU-YAZAR

30. MUSTAFA ATICI- BASEL FEDERAL PARLAMENTO MİLLETVEKİLİ ADAYI/ SP GÖÇMENLER KOMİSYONU BAŞKANI/ESKİ KANTON PARLAMENTERİ

31. MUSTAFA SAKIZ-SANATÇI/ALMANYA

32. MUSTAFA BUNUL- PARİS PAZARCIK/ELBİSTAN HALK EVİ YÖNETİM KURULU ÜYESİ

33. MUSTAFA PAZARCIK- HDK/BELÇİKA

34. NİYAZİ BAKIR- DEDE/İSVİÇRE

35. İBRAHİM GÜMÜŞ- GAZETECİ/BELÇİKA

36. OZAN EMEKÇİ- SANATÇI/ALMANYA

37. OZ ALİGÜL DOĞAN- SANATÇI/FRANSA

38. ÖNER POLAT- GAZETECİ/İSVİÇRE

39. ORHAN ÖRGE-SANATÇI/ALMANYA

40. PİR HÜSEYİN BİLDİK-İNANÇ ÖNDERİ/ALMANYA

41. RESUL ERENLER- ALEVİ FEDERASYON YÖNETİCİSİ/HOLLANDA

42. REZZAN SOBİL- AVUKAT/ALMANYA

43. SALMAN ÖKMEN-KURUM YÖNETİCİSİ/ALMANYA

44. SERHAT MED- SANATÇI/ALMANYA

45. SULTAN MENGİ-YAZAR/FRANSA

46. ŞAH SULTAN-SANATÇI/ALMANYA

47. ŞÜKRÜ YILDIZ- GAZETECİ/ALMANYA

48. ŞAHİN BOZLAR- GAZETECİ/ALMANYA

49. TURAÇ SOMER- FEDA YÖNETİCİSİ/ALMANYA

50. VELİ İŞCAN – SANATÇI/FRANSA

51. ZEYNEP ENHAS- SANATÇI/TV PROGRAMCISI/ALMANYA

52. ZEYNEL ATEŞ- SANATÇI/ALMANYA

Aziz Tunç / 4K-HABER

Dersim İnşa Kongresi: Maçoğlu'nun kampanyasını desteklemiyoruz

Dersim İnşa Kongresi (DİK) yaptığı yazılı bir açıklama ile Kayyumdan kalan borçların ödenmesi amacıyla Dersim Belediyesi'nin başlattığı kampanyayı desteklemediklerini duyurdu.

‘’Eğer bir kampanya başlatılacaksa bu hırsızların borcunu ödemek için değil, Dersim’in dili, kültürü, inancı, doğası, canlılarının korunması ve yaşatılması için olmalıdır.’’ vurgusu yapılan açıklamanın tümü şöyle:

Dersim İnşa Kongresi'nden Basına ve Kamuoyuna

Dersim İnşa Kongresi (DİK), Dersim Belediyesi Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu tarafından başlatılan, ‘’Umudu birlikte büyütüp, geleceği yaratmak için kentimize sahip çıkıyoruz" başlığıyla ilgili yürütülen kampanyaya ilşkin ‘Basına ve Kamuoyuna’ adlı bir açıklama yaptı.

Gerek Dersim Belediyesi internet sitesinde ve gerekse Gazeteduvar ile Gazetepatika10.com’un yanı sıra sosyal medya üzeride başlatılan kampanyaya ilşkin DİK tarafından yapılan açıklamada ‘’Eğer bir kampanya başlatılacaksa bu hırsızların borcunu ödemek için değil, Dersim’in dili, kültürü, inancı, doğası, canlılarının korunması ve yaşatılması için olmalıdır.’’ denilerek özetle şu görüşlere yer verildi.

Öncelikle sorunun sağlıklı bir tahlili yapılmalıdır

Dersim Belediyesi internet sitesinde, ‘’Umudu birlikte büyütüp, geleceği yaratmak için kentimize sahip çıkıyoruz" başlığıyla bir kampanya başlattığını duyurdu. Açıklamada isim verilmese de kayyımın bıraktığı 68 milyon lira borç gerekçe gösteriliyor. Kürdistan illerinde kayyımların yarattığı tahribat ve yıkım tartışmasız doğrudur. Bir darbe sonucu el koydukları belediyeler hukuksuz bir şekilde yönetilmiş ve içi boşaltılmıştır.
2016 yılında DBP’li yüze yakın belediyeye el konuldu. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde ise el konulan belediyelerin büyük çoğunluğu geri kazanıldı. Kayyımlar gitti, ancak geride büyük yıkım, yolsuzluk, enkaz, hırsızlık ve talan bırakıldı.
Bilindiği üzere Türkiye’de belediyeler rant kapısı olarak kullanılsa da, Kürdistan’da asıl amaç kayyımlar eliyle Kürt düşmanlığını yürütmektir. ‘’Çöktürme Eylem Planı’’ olarak bilinen konsept incelendiğinde bu gerçek daha iyi görülecektir.
Dersim hem maddi hem de manevi çöküşle karşı karşıyadır
Kayyım Dersim’e sadece maddi olarak zarar vermemiştir. En fazla tahribatı; Dersim’in kimliği, dili ve kültürel değerleri üzerinde yapmıştır. Kayyım Demokratik Güç Birliği döneminde asılan Dersim tabelasını indirmiş, çift dilli hizmete son vermiştir. Belediye Meclis kararıyla alınan Kırmanciki mahalle, park, sokak ve caddelere verilen isimleri rafa kaldırmıştır.
Kaldıki Dersim bu sorunları ilk kez yaşamıyor. Emek, Barış ve Özgürlük Güç Birliği, 2004 yılında Dersim belediyesini, CHP’den devraldığında belediyenin bilgisayarları dahi hacizliydi. İşçilerin maaş ve sosyal alacakları birikmiş, ödenmemişti. Araç otoparkı hurda halindeydi. O dönemin parasıyla, yani eski TL. ile 10 trilyon borç bırakılmıştı. Kayyım el koyduğu dönemde ise belediyenin kasasında 17 milyon 300 bin lira para vardı. 500 milyon ise devlet malzeme ofisine araç alımı için yatırılmıştı.

HDP’li belediyelerin izlediği yol örnek alınmalıdır

Dersim İnşa Kongresi olarak diyoruz ki; kayyımların sebep olduğu yıkımla mücadelede HDP’li belediyelerin izlediği yol örnek alınmalıdır. Dersim Belediyesi, hırsızların borcunu ödeyebilmek amacıyla yardım kampanyası başlatmadan önce bir komisyon kurmalı ve etkili bir soruşturma yürütmeliydi. Böyle bir yönteme başvuruldu mu? Bu yapıldıysa sonuç nedir, yapılmadıysa neden gereksinme duyulmadı?
Kayyım dönemine ait 68 milyon liralık borç, kalem kalem incelenip sonuçlarıyla halka açıklanmalıdır. HDP’li belediyelerin tümü bunu yaptı. Şişirilen faturalar tek tek incelenip yaptıkları yolsuzluklar halkla paylaşıldı ve suç duyurusunda bulunuldu. Dersim’de hhalkın parasını koruyan Mehmet Ali Bul, Nurhayat Altun ise şu an hapiste. Ancak belediyeyi 68 milyon lira borçlandıran kayyum Tuncay Sonel ise halen Dersim’de Vali olarak görev yapıyor. Bu borca neden olan Vali Soner hakkında suç duyurusunda bulunulmuş mudur? Bulunulmamışsa buna engel olan nedir?

Kampanyayı bu şekli ile desteklemiyoruz

Dersim İnşa Kongresi olarak; bu kampanyayı desteklemediğimizi, etik bulmadığımızı, Dersim halkı ve kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.
Belediye hayır kurumu ya da vakıf değil, bir hizmet kurumudur. Normal olan belediyelerin kaynak yaratıp ihtiyaç sahiplerine yardım etmesidir. İhtiyaç sahiplerinden yardım toplamak ise normal olmayandır.
31 Mart 2019 yerel seçimlerinde TKP Belediye başkan adayı, ‘’Söz yetki karar halka’’ sloganını kullanarak; ‘’su’’ ve ‘’kent içi ulaşımın’’ bedava olacağını söyleyip, ‘’işsizliği sıfırlayacağız, Dersim’i Türkiye’de model yapacağız’’ vadiyle seçimleri kazanmıştı. Bu kampanyadan görülüyor ki halka sorulmadığı gibi, belediye meclisinin kararına da ihtiyaç duyulmamıştır.

Hırsızların faturası Dersim halkına çıkartılamaz
Hırsızların faturası Dersim halkına çıkartılamaz. ‘’Umut’’ bu yolla sağlanamayacağı gibi, ‘’gelecek" de bu yöntem ile yaratılamaz. Doğru olan ise gerekçelere sığınmadan kayyımdan hesap sorup hizmet etmektir. Eğer bir kampanya başlatılacaksa; yoksul ve ihtiyacı olan insanlarımız için olmalıdır.
Bir kampanya başlatılacaksa hırsızların borcunu ödemek için değil, Dersim dili, kültürü, inancı, doğası, canlılarının korunması ve yaşatılması için olmalıdır.
Bu vesile ile bir kez daha; Dersim İnşa Kongresi; halkın yararına olan projeleri destekleyeceğini ve katkı sunacağını deklare eder.

DERSİM İNŞA KONGRESİ (DİK) / KONGRA AVAKIRNA DERSİMİ
13.08.2019 
Kaynak; Newededersim.com

Emel Sanem - Bir anma gününün düşündürdükleri

03.08.2019 Cumartesi günü Almanya‘nın Stuttgart kentinde Şengal Katliamı anıldı. Anma etkinliğine, 10.12. 2018 yılında Nobel ödülü alan Nadia Murad da konuşmacı olarak katıldı.

Toplantıya gelen herkes belli bir beklenti içinde idi. Öyle ya Nadia Murad konuşacak, Ezidilerin başına gelenleri bir kez daha duyuracak, kayıp çocuklardan söz edecek, tüm dünyayı bir kez daha uyaracaktı. Bu nedenle, ön sıralarda kayıp yakınları, ellerinde fotoğraflar, çocukların isimleri yazılı kartonlarla oturmuşlardı. Basın Nadia Murad’ı görüntülerken, onlara da ilgi gösterecek, böylece onların acıları da dile gelecekti. 

 

Basın mı dediniz? Ha evet onlar da orada idi ama görüntü almaları nerede ise yasaklanmıştı! Toplantıyı düzenleyenler, her nedense bu gecenin Nadia Murad’dan sonra ikinci asıl ögesi olan basına hiç yer vermemişti! Kayıp yakınları ile basın temsilcileri şaşkındı. Hatta, açılış konuşmasında ne kayıp yakınları; ne de gecenin onur konuğu olması gereken, binlerce Ezidi’nin yaşamını, kendi yaşamı pahasına kurtaran, bu nedenle de Avrupa’da nazilerden ölüm tehditleri alan Tobias Huch ile gazeteci Günter Völker’in adı geçmedi!


Tobias Huch, daha hic bir yardım kurumu Ezidiler‘in yaşadıklarından haberdar değilken, batılı bir araçtırmacı gazeteci Gunter Völkler ile, savas bölgesinde canını tehlikeye atarak,10.000 e yakın Ezidiye maddi manevi yardımda bulunmuş, bir çoğunun hayatını kurtarmış insanlardan bir tanesidir. Bir katilam anması yapılacak, insanların duyarlı olmaları sağlanacaktı ise, olayı bizzat yaşamış, canlı tanığı olmuş Avrupa’lı iki gazetecinin de konuşmacı olarak çağrılması gerekmez miydi?


Bırakın konusmacı olarak davet etmeyi, Ezidiler için onca fedakarlık yapan, hala da yapmaya devam eden, bu yüzden de sayısız ölüm tehtidleri alan Tobias Huch’a haber verirken „Gazeteci kimliğinle gel, basına ayırdığımız yerde otur, haberini yap.“ diye, Emir Kipi ile „yer gösteriliyor“. Bu nasıl bir görgüsüzlüktür, bu nasıl bir politik sıradanlıktır?


Evet, ne yazık ki Ezidiler, tarih boyunca, bir çok toplum gibi, baskı görmüş, katliamlarla karşı karşıya kalmıştır. 03.08.2014 Şengal katliamı da, tarihe binlerce insanın katledildiği, binlercesinin sonunun belli olmadığı bir kırım olarak, kara bir leke olarak geçmiştir. Bir çok kadın ile çocuk yaşta kızlarının Isid (DAESH) tarafından köle pazarlarında Sex Kölesi olarak satılması, bir çok çocuğun asimile edilmesi icin, müslüman ailelere verilerek, onlar tarafından yetiştirilme yöntemini, gerek Ermeni soy kırımı; gerekse Alevi katliamlarından cok iyi biliyoruz. 
İşte bu nokatada bu anma toplantısında, toplantıyı düzenleyenlerin tutumu ile bazı kurumların bukadar acıyı yaşamış bir halkın, gecmisinden bu yana yaşadıklarını kendi çıkarları için kullanmasını görmek de ayrı bir acı. 


Stutgart’taki toplantı, Anma Toplantısı değil de bir Ödül Töreni haline geldi, getirildi! 
Öyle ki, toplantıdaki anlaşılmaz formal düzenlemeler, kayıp yakınları, katliamdan kurtulan diğer insanlar bir yana, asıl konuşmacı Nadia Murad’ın varlığını, konuşmasının içeriğini bile gölgelemişti.


Stuttgart Belediye Başkanına Ezidilere yer verdiği için, Michael Blume’ye hırıstiyan olmayan dinlerle ilişki sorumlusu olduğu için, Theresa Schopper’e „Kadın satışına karşı girişim“ üyesi olduğundan ödül verilmesi fena değil tabi. Ama Ezidiler için yaşamını ortaya koyarak, onlara yapılanları tüm dünyaya duyuranlara yapılan saygısızlık değil de ne? Orada hala yakınlarının kurtarılmasını bekleyenleri anmamak saygısızlık değil de ne?


Kısaca Şengal’de Laliş’te olanlar, yaşananlar ikinci plana gitmiş, ödüller ile anlamsız övgüler ön plana çıkmıştı. Dahası, bu ödülleri alanlar ile salondaki bir çok yerel politikacı, IŞİD‘e giden silahların gitmesine karşı eylem yapan insanlara „aşırı“ gözü ile bakan insanlardı. Barzani Peşmergeleri’nin katliam öncesi, sabaha karşı hiç bir engelle karşılaşmadan çekilmesi sonrası yaşanan katliam, Peşmerge adına sürülmüş bir leke değilmiydi? Tüm dünyanın gözü önünde bu Peşmergeler orayı IŞİD canavarlarına teslim etmemişlermiydi? Aynı Barzani güçleri Kobane’de savaşan YPG li kadın savaşçılara terörist gibi davranmadı mıydı? Sorular, sorular…


Bütün bunlar, Türkiye’de sıkça kullanılan bir deyimi çağrıştırdı: Celladına aşık olmak.
Neden hep Celladımıza aşık oluruz? 
Bu soruyu kendime defalarca sormuşumdur. Evet, neden bu „Cellat aşkı Sendromu’ndan çıkamıyoruz? Nedir bizi bu kadar korkutan? Neden hep bizi kimliğimizi, kişiliğimizi, inancımızı bastırıp, ait olmadığımız bir kimliğe bürünmemizi sağlayanların gölgesi altındayız? En önemlisi de, bu gölgeden kurtulmaya calışanlara, neden kendi insanımız köstek olur, yollarına taş dökerler? 


Örneğin, CHP‘li Dersim alevilerini hiç anlayamıyorum. CHP‘lilerle bazı „solcuları“ da Ali‘li aleviler ile Ali’siz aleviler tanımlamalarına benzetiyorum. 
Tabi bu sadece alevilere özgü bir tutum değil, diğer toplumlarda da buna benzer davranışları gözlemlemek olasıdır, Örneğin Ezidiler „Biz Kürt değiliz!“ diyorlar. Oysa konuştukları dil Kürtçe. Ezidi inanci ile ulusal kimliklerini, bilerek isteyerek karıştırıyorlar gibi geliyor bana. İnanç ayrı bir şey, etnik köken ayrı bir şeydir. Sonucta Kürt‘sünüz ama inancınız Alevi‘dir, Ezidi‘dir, Sünni’dir; ya da başka bir inançtır. Bu inançların varlığı, bir gerceğin, bir ulusal aidiyetin yokluğu anlamına gelmez. Eğer Kürt iseniz Kürt‘sünüzdür, hangi inançtan olursanız olun, kürtlüğünüzden bir şey eksilmez! 
Söz konusu Yezidilik olunca bu sorunsal başka boyutta daha belirginleşiyor. Örneğin aleviler ile bazı solcular onlara Ezidi demeye önem veriyorlar. Tarihi bilgi eksikliği nedeni ile Yezidiliği, Emevi halifesi Muaviye oğlu Yezid ile ilişkilendirip, imam Hüseyin’in katili birine inanan insanlara yardım ediyor görünmemek için (!) Ezidi demeyi uygun görüyorlar! Yezidiler ile bu solcular da tersinden bu duruma sessiz kalarak onay veriyor. Tam bir Orta-Doğu uzlaşması yöntemi. Ne diyelim?


„Yezidiliğin kökenine ait bilgilerin eksikliğinden dolayı Yezidi dinini birçok araştırmacı, Yezidiler‟in en ulu ermişi olan Şeyh Adi ile başlatmaktadır. Şeyh Adi, yaklaşık olarak 1075 yılında Lübnan‟ın Beyt Far köyünde doğmuştur. Yezidiler‟e göre, Melek Tavus‟un ruhunu taşımaktadır. Yezidiler‟in iki kutsal kitabından ilki olan ve Yezidi dininin yasak ve kurallarını içeren Kitab el Cilve‟yi yazmıştır. Bir diğer önemli şahsiyet ise Yezidiler‟in kutsal kitaplarından ikincisi olan ve dünyanın yaratılışının anlatıldığı Mushaf ı Reş‟in yazarı Şeyh Hasan‟dır. (Laleş Uslu. Yezidiler üzerine Sosyo-Arkeolojik inceleme. Yüksek lisans tezi.Sy.6. Ayrıca Bkz.John S. Guest, Yezidilerin Tarihi Avesta Yayınları)

Laleş Uslu araştırmasında Yezidilik tanımı üzerine, kelime kökenini „Yezidi kelimesinin kökenine inildiğinde, aslının “Ezidi” olduğu ve Kürtçe “Allah yolunda gidenler” anlamına geldiği görülmektedir. 


Ezi: Tanrı, Allah 
Ezidi: Allah yolunda gidenler 
Eziditi: Yezidilerin inancı anlamına gelmektedir.“ diye açıklamaktadır.

Burada ilgi çekici olan, kavramın açıklamasından çok, bu kavramın kullanılışı konusundaki tavırdır. Yezidilere „Ezidi“ diyenler ile Ezidi denmesini belli nedenlerden dolayı uygun gören Yezidiler’in tutumudur. Kısaca Ezidiler kendilerine Yezidi deselerdi, bu guruplar onlara bu adı kullandıklarından dolayı yardım etmeyecekler miydi?

İşte aydınlanmayı kısmen tanımaya başlamış Türkiye Toplumuna Orta-doğu kurnazlığının sızdığı noktalardan biri. Doğru olanı, doğru olduğu için yapmak yerine, nereye ait olduğuna bakıp tavır almak!

Burada tüm sorumluluk ZED (Almanya Ezidi Meclisi) yöneticilerine, en başta da Dr. İrfan Ortaç’a aittir. Yani Nadia Murad’ın adını kullanarak bu kadar „gereksiz“ bir gösteriyi düzenlemek „becerisi“ ona ait. Kısaca en başta dediğim „Celladına aşık olmak“ semtromunu sergileyerek, bana da anımsatarak, tüm beklentileri anlamsız bir gösteriş uğruna boşa çıkartanlar, işte bu deyimi en çok hak edenlerdir.

Benim gibi bir çok insan da şaşkındı, kızgındı.

Yani onun icin hep sorduğum, her zaman da sormaya devam edeceğim soruyu tekrar soruyorum: Biz, ne zaman „celladına aşık olma“ hastalığından kurtulacagiz?


Emel Sanem /  4K-HABER

Kürt Birliği Konferansı’na sunulacak bir tüzük hazırlandı

KNK-Rojava’nın bölgedeki 28 Kürt siyasi partisi ile yürüttüğü ulusal birlik çalışmaları kapsamında konferans düzenlenme kararı alındı. Konferansa, tüm partilere hitap edecek bir siyasi tüzük taslağı sunulacak.

Kürdistan Ulusal Kongresi-Rojava (KNK-Rojava), Rojava’ya dönük tehditlere karşı Kürt güçlerinin aynı saflarda yer alması ve bu güç birliği yapmaları için çalışmalarını sürdürüyor. Yürütülen ulusal birlik çalışmaları kapsamında bölgedeki 28 Kürt siyasi partinin katılımıyla toplantılar gerçekleştirilirken, 8 Ağustos tarihinde gerçekleştirilen son toplantıda ise tüm Kürt siyasi partilerin katılımı ile bir ay içerisinde konferans düzenlenmesi kararı alındı.

Kürt birliğine ilişkin önemli maddeler

Toplantıda ayrıca konferansa sunulması düşünülen siyasi belge ve tüzük taslakları da katılımcılar tarafından tartışıldı.

ANHA’da yer alan haberde toplantıda değerlendirilen ve konferansa sunulacak olan KNK-Rojava’nın tüzük taslağının içerine ilişkin önemli bilgiler yer aldı.

Taslakta, Kürt birliği, Suriye’deki Kürtlerin durumu, Kürt sorunu ve Kürdistan’ın dört parçasına ilişkin birçok madde bulunuyor.

‘Kürt halkının hakları güvence altına alınmalı’

Taslakta, Kürt halkının Suriye toplumun önemli bir kesimini oluşturduğu ve haklarının demokratik, adem-i merkeziyetçi bir Suriye’nin anayasasında güvence altına alınması gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca, Rojava devrimi ve Kuzey ve Doğu Suriye halklarının kazanımlarının korunması için destek verilmesi gerektiği belirtiliyor.

‘İlk görev Efrîn’in özgürlüğü’

Kürt güçlerinin birliğinin oluşması gerektiğine vurgu yapılan tüzük taslağında, YPG, YPJ ve QSD güçleri hakkında ise bölgeyi terörden temizleyen ve halkı koruyan bölgenin meşru gücü olduğu tanımlaması yapılıyor. Efrîn’nin Rojava’nın bir parçası olduğuna dikkat çekilen taslakta, Efrîn’in özgürlüğünün Kürt halkı ve siyasi güçlerinin birincil görevi olduğu vurgulanıyor.

‘Kürt kazanımlarına zarar verecek pratiklerden vazgeçilmeli’

Kürdistan’ın dört parçasındaki özgürlük mücadelesinin ortak bir stratejisinin yaratılması için Kürdistan Ulusal Kongresi’nin önemine vurgu yapılan taslakta, ulusal kazanım ve menfaatlerin tüm partilerin menfaatlerinden üstün tutulması çağrısı yapılıyor. Kürt parti ve örgütlenmeleri arasındaki sorun ve çelişkilere dikkat çekilen taslakta, bunun bir an önce aşılması için demokratik ve saygı çerçevesinde hareket edilmesi Kürt parti ve örgütlenmelerin Kürt kazanımlarına zarar verecek pratiklerden vazgeçmesi gerektiği kesin bir dille vurgulanıyor.

‘Kürt partilerin çatışması ulusal suçtur’

Taslakta, Kürt parti ve güçlerinin birbirileri ile girişeceği her türlü çatışmaların ulusal bir suç olduğu vurgulanıyor. Yine tüm ulusal güçlerin gençlik ve kadın mücadelesine destek vermesi gerektiği belirtiliyor.

Tüzük taslağında, bölgedeki tüm farklı halk ve inançların Kürdistan birliği çatısı altında korunması gerektiği, Rojava’daki ortak ve eşit yaşam modeli çerçevesinde iyi ve saygılı ilişkilerin yakalanması gerektiği vurgulanıyor.

Rojnews

Yılmaz Çelik'ten yeni albüm: Dağ Klamları / Klâme Koê Varıni

Albümde Erdal Erzincan, Mercan Erzincan gibi birbirinden değerli konuklar vokalleriyle: Emekçi, Hüseyin Arslan, Davut Sulari, Garip Şahin, Hüseyin Ayrılmaz’ın ise eserleri yer alıyor.

Yüzyıllardır yok sayılmış, dili, inancı, kimliği yasaklanmış, varlığı derin acılarla, tertele, ölüm ve sürgün ile sınanmış bir halk, kederini de hasretini de bir sır gibi paylaştığı klamlarla dile getirir. “Welat”ı insansızlaştırma, yaşamı yaralı bırakma ve unutturmaya karşı masal ile, söylence ile, şiir ve klam ile “biya xo viri”* deme ısrarıdır bu; benzer varoluş çabalarıyla birlikte, “Pirbab”dan bugüne, nefesten sese akan bu klamlar yüzyıllara karşı “vardık varız var olacağız” demenin de bir başka hali olsa gerekir.

Yılmaz Çelik, kendinden evvel bu direnişi sürdürenlerden aldığı el ile, kendisini bildiğinden bu yana söylemektedir bu klamları. Çünkü o dağların hasretine doğmuştur ki akranıdır zaten. Ol sebeple hemen her klamında bir dağ saklıdır. O dağa sığınan yüzyılların aşk, aldanış ve hep kanatılan yarasının sesidir, seslenişidir.
“Dağ Klamları” Yılmaz Çelik’in albümü ama bilen bilir ki “kırmızı soluklu bir at ile” o dağların yamacından üzgün kırlara akarken, kim bilir kaç kez evi başına yıkılan, ormanı yakılan, suları boğulmak, toprağı ağulanmak istenen Dersim’in kederi oldu hep, sevinci ve hasreti, aşk ve aldanışı oldu. Ama biliyordu da zaten “insan yaşadığı yere benzer” idi; “o yerin suyuna, o yerin toprağına…”

Albümde Erdal Erzincan, Mercan Erzincan gibi birbirinden değerli konuklar vokalleriyle: Emekçi, Hüseyin Arslan, Davut Sulari, Garip Şahin, Hüseyin Ayrılmaz’ın ise eserleri yer alıyor. Ayrıca Yılmaz Çelik’in derlediği ve bestelediği eserler de albümü bir sarmaşık misali kültüründen aldığı dokularla birleştirerek süslüyor. Geçmişten bugüne yaşanmış acıların, isyanların, hüzünlerin izlerini aktarma yolunda titiz bir çalışma sonucunda oluşmuş albüm müzikseverler ile kucaklaşıyor. Aranjörlüğünü Sinan Cem Eroğlu üstlendiği albüm Kalan Müzik etiketiyle yayınlanıyor.

Mehmet Çetin - Dersim Gazetesi

Sponsorlar

Design by JoomlaSaver
Cookies make it easier for us to provide you with our services. With the usage of our services you permit us to use cookies.
Ok